Haber-Yorum

Türkiye ve Dünya Haberleri

Paylaş:

 

HABERLER TÜRKİYE

 

Cephanelikteki Patlama 25 Ocağa Daha Ateş Düşürdü

Afyonkarahisar’ın Ataköy ilçesindeki 500. İstihkâm Ana Depo Komutanlığı Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası’ndaki mühimmat deposunda patlama meydana geldi. Felaket gibi patlamada 25 asker hayatını kaybetti. Patlamanın şiddeti kimliklerin tespitini mümkün kılmadığı için, şehitler DNA testi için Ankara’ya götürüldü. Yetkililerin, ‘terör ye da sabotaj değil’ dediği patlama, Türkiye’nin en büyük mühimmat depolarından birinde, el bombalarının tasnif edildiği sırada meydana geldi. 8 deponun bulunduğu alandaki patlama 4. depoda yaşanırken, çıkan yangına, etrafa saçılan el bombaları nedeniyle uzun bir süre müdahale edilemedi.

Halk Şehidini Tekbirlerle Uğurlamak İstiyor

P.K.K. saldırılarında hayatını kaybeden Er O.Ç. ’in cenaze töreninde ‘Cenaze Marşı’ çalan askeri bandoyu susturan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, tören sonrasında bu hareketine açıklık getirdi. Günay; “Protokol ağırlıklı törenlerde, kentlerde askeri bandonun Cenaze Marşı çalması doğal olabilir. Ancak burası küçük bir köy ve insanlar acılarını yaşamak, evlatlarını tekbirler, dualarla son yolculuğuna uğurlamak istiyor. Buna saygı göstermek gerekiyor. Ben de insanların bu beklentisine cevap vererek gereğini yaptım ve bandonun marş çalmamasını istedim” diye konuştu. Bu ifade gösteriyor ki şehit cenazeleri için yapılan uygulamalardan bando, alkış vb.leri sadece bir azınlığın tercihi. Halk bu tarz uygulamaları benimsemiyor. Necip Fazıl’ın dediği gibi;Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam; Alıp beni götürsün tam dört inanmış adam…

Kamil Koç’ta Namaz Yasağı Prensipmiş!

İstanbul’dan İzmir’e gitmek için Kamil Koç’tan bilet aldığını belirten M. A başından geçenleri anlatırken; otogardan yarım saat geç çıktıklarını birkaç yolcu için uzun süre beklediklerini fakat “Ben namaz kılacağım” diyerek tesiste durmalarını istediğinde, muavinin sadece tuvalet için durabileceklerini, namaz için ise duramayacaklarını söylediğini belirtti. M. A.: ‘Namaz için duracaksanız durun, durmayacaksanız benim inmem gerekiyor ister bekleyin ister beklemeyin, ben namazımı kılacağım’ dedim. Ben indikten sonra otobüs durmayarak yoluna devam etti” dedi. Bu durum üzerine Kamil Koç’u arayan M.A. karşına çıkan yetkilinin firmalarının tuvalet için durduğunu, fakat namaz için duramayacaklarını, bunun şirketlerinin prensibi olduğunu söylediğini anlattı.  Muhterem Alparslan Kuytul Hocamız askerde iken namaz için kendisine izin verilmeyince izinsiz namaza gitmiş ve dönüşte “neden izin almadın” diye soran komutanına şu cevabı vermişti: “Burada tuvalet için izin isteyenlere izin veriliyor, namaz için izin isteyenlere izin verilmiyor. Asıl sorun bu. Tuvaletin mazeret olarak görülüp namazın mazeret olarak görülmemesi.”

Obama Erdoğan’ı Oyuna Getirdi

Aykırı tezleriyle tanınan Amerikalı tarihçi Webster Tarpley, ABD Başkanı Barack Obama’nın Başbakan Tayyip Erdoğan’ı Suriye ateşinin içine çekerek ‘oyuna getirdiğini’ söyledi. Tarpley, İngilizce yayın yapan Press Tv’ye yaptığı açıklamada: “Türk yetkililerin anlaması gerekiyor. ABD ve İngiltere ile ittifak, ölümcül kucaklaşmadır” dedi. Ankara’nın Suriyeli muhalifleri desteklemesinin Türkiye’nin ulusal çıkarlarına zarar vereceğini savunan Tarpley: “Suriye’ye karşı Türkiye ’yi oyuna sürecekler. Biliyorlar ki, bu çatışmanın geri tepkisi, modern Türkiye’yi imha edebilir. Türkiye tepkisini göstermelidir. Fakat daha ötesinde kazanacağı bir şey yok, kaybedebileceği çok şey var. Erdoğan ve Davutoğlu ’nun psikolojisinden korkuyorum, özünde, Obama tarafından oyuna getirildiler” dedi. Amerikalı tarihçi Tarpley, 11 Eylül terör eylemlerinin, ABD sivil-askeri istihbarat kurumları içindeki bir “şebeke” tarafından “sahte bayrak operasyonu” olarak gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü tezleriyle tanınıyor. Webster Tarpley’in bu konuda tezlerini ortaya koyduğu “Sentetik Terör” adlı bir de kitabı var. Diğer yandan Press Tv, haberinde, Türkiye’nin CIA’ nın verdiği rolü oynayarak, teröristlere silah ve para desteği sağladığını da iddia etti. Türkiye’nin, Suudi Arabistan ve Katar ile birlikte Suriye sınırı yakınında gizli bir üs kurduğu ileri sürüldü. Bu açıklamalar da Amerika’nın Türkiye’ye verdiği rolü açıkça göstermektedir. Türkiye bu oyuna gelmemeli, dostları ve komşuları ile ilişkilerini zedelemeden mazlumların yanında olmalıdır.

 

HABERLER DÜNYA

 

İran’dan Suriye’ye Tam Destek

Savunma Bakanı Tuğgeneral Ahmed Vahidi, Tahran ve Şam arasında var olan ortak savunma antlaşmasının hâlâ geçerli olduğunu söyledi. Vahidi: “Suriye, daha ziyade terörist eylemlerde bulunan guruplarla karşı karşıyadır ve sorunları kendi halledebiliyor. Suriye devleti bu konuda şimdiye kadar bizden özel bir talepte bulunmadı” dedi. İran’ın resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre ise, Meclis’teki 290 milletvekilinden 245’inin imzasıyla bir bildiri yayımlandı. Bildiride, ‘’ABD, İsrail, Batı ve gerici rejimlerin tüm komploları ve müdahalelerinin, ayrıca İslam karşıtı güçlerin elinde araç olan şiddet yanlısı radikal gruplar Suriye’de bir sonuca ulaşamamıştır’’ denildi. “Suriye devleti ve halkı, müdahalecilerin elini kırmalı’’ denilen bildiride, yabancıların müdahalelerinin asıl amacının bölgedeki devrimler sonucu çıkmaza giren İsrail’e suni bir nefes vermek olduğu düşüncesine yer verildi. Bu konuda Muhterem Alparslan Kuytul Hocamızın da ifade ettiği gibi; İran devleti 1982’de yaptığı yanlışı terk etmeli ve bu mezhebî yaklaşımı bırakmalıdır. Zalimin yanında değil mazlum halkın yanında yer almalıdır. Amerika’nın plânlarını bozmak için böyle davranıyorsa bu strateji ile bunu başarmasının mümkün ve doğru olmadığını bilmelidir. Siyasî meselelere ümmetçi bir anlayışla yaklaşmalı, hem mazlum halkların yanında yer alacak hem de Amerika’nın ve küresel güçlerin planlarını bozacak stratejiler geliştirmelidir.

Diğer taraftan İran Genel Kurmay Başkanı General Seyyid Hasan Firuzabadi’nin bazı ifadeleri bu doğruyu onlarında anladıklarını göstermektedir. Batılıların Şiilerle Sünnileri bölmek için en son gerçekleştirdiği müdahalelere değindiği bir konuşmasında: “ABD, İngiltere ve ırkçı İsrail, Şiilerle Sünnileri bölemezler. İslam ümmetinin maslahatlarına dayanan, İslami bütün mezhepleri dikkate alıp hareket eden ve Müslümanların birlik, bütünlüğünü savunan Velayet-i Fakih bulundukça bölücüler hiçbir zaman başarılı olamazlar” dedi. İranlı yetkililer Şiîlere karşı düzenlenen eylemlere binaen ifade ettikleri bu hakikatleri elbette ki sünnîlere karşı yapılan zulümlerde de dikkate almalıdırlar.

İsrail Canımıza, Malımıza ve Kutsallarımıza Saldırmaya Devam Ediyor

İsrail Yüksek Mahkemesi’nin kararıyla geçen yıl müzeye dönüştürülen İsrail’in Beersheva kentindeki eski Osmanlı eseri Beersheva Camisi’nin Müze Müdürü Dr. Dalia Manor, cami avlusunda 5 Eylül’de belediyenin ev sahipliğinde düzenlenecek festivalde İsrail’de üretilen şaraplarının yarışacağını söyledi. 1948 Filistin İslami Hareketi Başkan Yardımcısı Şeyh Kemal el-Hatip, Festivali engellemek için geniş çaplı protesto gösterileri düzenleyecekleri uyarısında bulunarak, festivalin “bilinçli olarak mukaddesatı kirletme amacı güttüğünü’’ vurgulamıştı. 5 Eylül’de düzenlenmesi planlanan şarap festivali sosyal medyada büyük tepki görünce Cami avlusunda düzenlenmesi planlanan içki festivalinin avlusu dışında yapılacağı açıklandı. Beersheva Belediye Meclisi’nin kararıyla içki festivali, General Allenby Parkı’nda gerçekleştirilmesine rağmen cami avlusunda müzikli dans gösterileri yapıldı ve içki içen bir grub ellerinde kadehlerle kararı ihlal ederek cami avlusuna girdi. İsrail, Müslümanların hassasiyetleri üzerine gitmeye devam ederek, Cami bahçesinde içki festivali yapma girişiminden sonra birde Mescid-i Aksa’nın avlusunda danslı konser düzenledi. Yine Mescid-i Aksa’da namaz kılmak isteyen birçok kişiye sudan sebeplerle izin verilmiyor. Sadece 40 yaşın üzerindekilerin namaz kılmasına izin veriliyor.

Amerikan Ordusunda İntihar Rekoru!

Ordu için en büyük sorun olarak gösterilen intiharda geçen ay rekor kırıldı. Amerikan Ordusu’nda geçen ay 26 asker intihar etti. Haziran’da bu sayı 12 olarak açıklanmıştı. Pentagon, en büyük sorun olarak nitelediği, muvazzaf askerler arasındaki intihar vakalarını azaltmak için çaba sarf ederken Temmuz ayı istatistikleri yapılan girişimlerin başarısız olduğunu gösterdi. Time dergisi Mayıs ayındaki kapak haberinde Amerikan Ordusu içindeki intihar vakalarını ‘En büyük düşman’ başlığı ile vermişti. Son yedi ayın istatistikleri, Amerikan Ordusu’nun en büyük düşmanının giderek daha büyük sorun haline dönüştüğünü gösteriyor. Bu yılın 7 aylık bölümünde ise Amerikan ordusunda intihar eden muvazzaf asker sayısı 116’yı buldu. 2011’de intihar eden muvazzaf asker sayısı ise 167 olarak rapor edilmişti. Amerikan Ordusu içinde intihar vakalarının önüne geçilmesi için yürütülen çabaların başındaki isim olan Genelkurmay Başkan Yardımcısı General Lloyd J. Austin III, “37 yıllık meslek hayatımda ordu içindeki en büyük sorun intihar vakalarıdır” diye dert yandı.

Mısır’da Devrim(!) Devam Ediyor

Mısır’da devrim sonrası ordu içinde yapılmaya çalışılan değişiklikler devam ediyor. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, üst düzey ordu mensuplarını görevden aldıktan iki hafta sonra şimdi de 70 generali yaş haddinden dolayı emekliye sevk etti. Hüsnü Mübarek rejiminin devrilmesinden sonra ipleri elinde tutmuş olan Yüksek Askeri Konsey Başkanı ve Savunma Bakanı Hüseyin Tantavi ile Genelkurmay Başkanı Sami Enan iki hafta önce emekliye sevk edilmişti.

Amerika’nın Gerçek İslamî hareket oluşmasını engellemek için başlattığı laikliği ılımlılaştırma projesinin gereği olarak Türkiye’deki Ergenekoncuları tasfiyesinin aynısı şimdi de Mısır’da gerçekleşiyor. Bir yandan Müslümanlardan ılımlı olmayı kabul edenleri iş başına getirirken diğer taraftan ılımlı İslam’a bile razı olmayan eski kadrolarını arka plana çekerek mevcut düzenlerin ömrünü uzatıyor.

Moskova’da Yüz Binler Saf Tuttu

Moskova’da sokakları dolduran yüz binin üzerinde Müslüman bayram namazı kıldı. Rusya’nın başkenti Moskova’da bayram namazı için camilere akın eden binlerce Müslüman caddelere taştı. Tadilatta olan Rusya Merkez Camisi’nin avlusunda kurulan konteyner camiye sığmayan cemaat, camiyi çevreleyen caddelerde bayram namazını kıldı. Namaz basın mensuplarının yoğun ilgisini çekerken Rusya televizyonlarından canlı olarak verildi. Namaz için mekânın belediye tarafından organize edilmesi herhangi bir sıkıntı yaşanmasına engel oldu. Ses düzeneği, lavabo ve diğer ihtiyaçlar için hazırlıklar yapılırken, polis de güvenlik önlemlerini artırdı. İslam’ın küfrün kucağında yeniden filizlenmesi, dinle savaşanların elbette mağlup olacağını yeniden ispatlamaktadır. “Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.”