Tefsir

Allah Yolundan Alıkoyanlar

Paylaş:

Bir insanın hayatında, bir cemaatin hayatında ve bir ümmetin hayatında, zorlu imtihanların olduğu dönemler muhakkak vardır. Ümmet-i Muhammed olarak, büyük zorlukların uzunca süredir yaşandığı ve ümmet olma vasfımızı bile kaybettiğimiz, o zorlu dönemlerin en zor safhasının tam da göbeğindeyiz. Allâmul Guyub (başımıza gelecek olayları en iyi bilen) olan Allah Azze ve Celle, bize böyle dönemlerin olacağını Kur’an vasıtasıyla bildirmiştir. “İyi ve kötü günleri insanların arasında evirip-çeviririz”1 ayet gibi, imtihan olacağımızı ifade eden onlarca ayet, bugünlerin habercisidir. Yeniden ümmet olabilmemizi sağlayacak yegâne yol olan cemaat çalışması da, ümmetin yangınlar içerisinde ve darma-duman olduğu şu yaygın zorluk döneminden, nasibini almaktadır. Harlı yangının ateşi, cemaate de sıçratılmaya çalışmaktadır ki, bu durum da beklenilen bir durumdur; böyle zorlukların yaşanması bu davanın kaderinde vardır. İşte bu beklenilen problemlerin beklenmeyen tarafı ise, tüm bu engellemelerin, Müslümanların eliyle yapılmasıdır. İslam düşmalarından beklenen entrikaların, engellemelerin, Müslümanlar tarafından yapıldığını görmek, işin dramatik ve düşündürücü tarafıdır. Kur’an ve tarihi gerçekler, bu denli engellemelerin küfür güçleri tarafından olacağını bildirmektedir. Kur’an yanılmaz; sağlam tarihi bilgiler de geleceğe ışık tutan yaşanmış gerçeklerdir. Ancak bu defa durum farklı mı? Beklenmeyen bir durumla mı karşı karşıyayız? Hayır, aslında durum hiç de farklı değil; Kur’an yanılmadı ve tarih de tekerrür ediyor. Değişen hiçbir şey yok. İzah edeceğiz…

Rabbimiz Teala Araf Suresi 86. ayette şöyle buyuruyor: “İnanları tehdit ederek, Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak, öyle her yolun başında oturmayın. Hatırlayın ki, siz sayıca az idiniz Allah sizi çoğalttı. Bozguncuların sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Bu ayetin her bir cümlesinde bugün yaşadığımız problemlerin benzerlerinden bahsedildiğini görüyoruz. Ayet, İslam düşmanlarının  envai çeşit yolla inananları engelleme çabasından  bahsediyor. Bu yollar:

                1-TEHDİT: Tüm peygambelerin, hasseten Efendimizin ve dahi dava erlerinin yaşadığı bir engelleme yöntemidir, tehdit yöntemi. Öldürülmekle, sürgüne gönderilmekle, ailesine zarar verilmekle, ticaretini kısıtlamakla, iftaralara maruz bırakılmakla , hâsılı, bazen akla gelmedik yöntemlerle dahi tehditler savrulur. Tehdit, dozuna göre, birçok insanın yolunu terk etmesine sebep olacak tesirde , etkili bir engelleme yoludur. Tehdit gibi zorlu bir engellemeyi alt ederek, vazifeye devam edebilmenin yolu ise; cesur olmak, bu davanın zorluklarını bilerek yola çıkmak ve güçlü olmakla mümkündür. Güçlü olmak ise, iradi olarak ve davaya, davanın yöntemine olan inancın kuvvetiyle elde edilebilecek bir melekedir.

                2-ALLAH YOLUNDAN ALIKOYMA: Bazen fiili müdahale, bazen kanunlar, bazen de kanunsuz-nizamsız keyfi uygulamalarla, Allah’ın davasını hâkim kılma gayretinde olanlar yollarından engellenir. Tarih boyunca Allah yolunun engelleyicilerinin en önemli gayesi, kendilerine köle yaptıkları insanların, özgürlük talebi ile kendi otoritelerini sarsması ihtimali olmuştur. Krallar, nefislerine ve kendilerine köle yaptıkları kitlelerle ayakta dururlar. Bir gün o kitleler, köle olmaya-kula kulluğa isyan  etmeye kalkışmasınlar diye, özgürlük söylemini duymak dahi istemezler. Bu noktada söylemden öte, en radikal özgürlük eylemi olan TEVHİD, otoriteyi elde tutanları ciddi anlamda rahatsız etmektedir. Tevhidin konuşulması, özellikle de kitlesel programlarda tevhidin anlatılması, kitlelerin uyanışına vesile olacağı için, birilerinin huzurunu kaçırmaktadır. Ancak birilerinin huzuru kaçacak diye, tepkiler, engellemeler olacak diye, tevhidi anlatmayı terk mi edeceğiz? Tevhid söylemini terk eden bir hareket, köksüz bir ağaç gibi kurumaya mahkumdur. Tevhid vurgusunu terk eden bir hareket, ruhu kabzedilmiş ceset gibi çürümeye mahkumdur. Tevhid eylemini terk eden bir hareket, harekete geçirici muharikini kaybedip, durağanlaşmaya ve gerilmeye mahkumdur.

                3-YOLUN EĞRİLİĞİNİ ARAMA: İslami hareketi durdurmaya çalışan gayri islami güçler, istikamet ve metod hususunda, planlı-projeli şekilde, yönlendirilmelerde bulunmaktadırlar. Dinin yaşanması ve hâkim kılınması hususunda kendini vazifeli addeden kaygılı Müslümanlara, gayri meşru yöntemleri, meşru ve en akılcı yol olarak göstermektedirler. Bugün tüm bu yönlendirme projelerini yapanlar, maalesef büyük kitleleri arkalarından sürüklemeyi başarmışlardır. Memleketin ve insanımızın içinde bulunduğu derin ve kronik problerin tez zamanda çözülmesini isteyen aceleciler de, kolay görünen bu pansuman yöntemlere, akın akın yönelmektedirler. İşte bu sürüklenme, hareketin güçlenmesinin önünde ciddi engeller oluşturmaktadır. İslam medeniyetinin inşasını sağlayacak kutsi ve yegâne proje olan Rabbani metodun alternatifi gibi gösterilen gayrı meşru yolların mühendisleri, meşru olan yola dair şüpheler oluşturmaya çalışmaktadırlar. Eğri yolu doğru, doğru yolu eğri göstermeye çalışan bu hokkabaz toplum mühendisleri, siyaset ve medya yoluyla, Rabbani yola yönelişi engellemektedirler. Kur’an’ı hiçbir konuda çağın uzağında görmeyen islami camiayı dahi, Rabbani projeyi çağdaşı ve ütopik  gören Müslümanlar haline gelmektedirler. Oysa Rabbani yöntem* defalarca tecrübe edilmiş, bilinen, başarısı da ispatlanmış yegâne yoldur. O yolda eğrilik arayanın eğrilik gözündedir, kalbindedir.

Ayet-i kerime, inanları tehdit edenleri, tehdit ederek son buluyor. “Bozguncularının sonlarının nasıl olduğuna bir bak” buyuruyor. Evet, bu ayet islam düşmanlarını ve onların hayrı engelleme yollarını anlatan bir ayet. Bugün yaşadığımız problemlerin müsebbipleri ise, “ben müslümanım, dindarım ve islam namına çalışıyorum” diyen insanlar. Dolayısıyla sanki bu ayet, yaşadığımız sıkıntıları açıklamaya uygun düşmüyor zannedilebilir. Ancak ayetin ortaya koyduğu engelleme çeşitleri bizim yaşadıklarımıza çok benziyor. Sanki bugünü ve yaşadığımız sıcak olayları anlatıyor. Geriye şu soru kalıyor: “bugün yaşadıklarımızın gerçek müsebbipi kimler?”

                Ayetin de yönlendirmesiyle tüm bu yaşanan engellemeleri projelendiren oyun kurucuların, islam düşmanları olduğuna inanıyoruz. Projeyi yapanlar, İslam dışı zihniyetlerin hakim olduğu ve memleketin ahvaline karar veren gerçek güçlülerdir. Bu güçler, kitlelere yönelik İslami daveti (konferansları) engelleyerek, İslami hareketi yavaşlatmayı,  dava erlerini bezdirmeyi ve aslında memlekette kitlesel (fevc fevc) değişimi önlemeyi hedeflemektedirler. Bir Müslüman bunu yapamaz; kendisi ideal anlamda veya beklentisiz İslam’a hizmet etmese de, bu dava için menfaat beklemeden çırpınanların önüne taş koyamaz. Bir müslüman bunu yapamaz; bunu yapıyorsa Müslüman olamaz. Kur’an yine bilinmeyene, perde arkasına, olayların gerçek yüzüne, asıl fâile projektör tutuyor. ‘Bu işin arka planında İslam düşmanları var’ diyor. Peki, Müslümanların bu oyunda işi ne? İşte cevabında  en çok zorlandığımız ve  kahrolduğumuz soru. Görünürde memleketi yöneten Müslümanlar, birilerinin planını-projesini uygulamaya koyan oyuncular olarak karşımıza çıkıyorlar. Müslümanın karşısına Müslümanı çıkarıyorlar ki, planlar deşifre olmasın ve gerçek niyet ortaya çıkmasın. Seneryoyu yazanlar başka, oynayanlar başka. Muhterem Hocamız’ın ferasetiyle oyun-plan deşifre oldu. Artık senarist de oyuncalar da belli. Sebep her ne olursa olsun, bu planlı oyunun içerisinde bulunan, bu oyunu destekleyen veya sessizce seyreden herkes, bu günahtan payını almaktadır. Kıyamet günü kimsenin ‘ben oyuna geldim, planı anlayamadım’ deme mazereti geçerli olmayacak. O gün böyle mazeretler söyleyene, çok basit ve net olan şu cevap yetecektir: ‘Sen de oyuna gelmeseydin!’ Evet, kimseyi tekfir etmiyoruz ama, bu yapılanları ve feryadımız karşısındaki vurdumduymazlığı  görünce, ‘ey iman edenler iman edin’2 ayetini haykırasımız geliyor.

Son olarak Nahl Suresi 127-128. ayetlerin verdiği moralle konuyu tamamlayalım. Rabbimiz buyuruyor ki : ‘Sabret; senin sabrın ancak Allah (ın yardımı) iledir. Onlar için hüzne kapılma ve kurmakta oldukları hileli düzenlerden dolayı sıkıntıya düşme. Muhakkak Allah, muttakilerle ve muhsinûn (yaptığı işi güzel yapanlarla) beraberdir.’

Şayet hakiki sabır ehlinin yapacağı gibi, yapılan zulumlere sessiz kalmayıp, işimizi, hizmetimizi, vazifelerimizi, ihsan ve itkan (güzel ve sağlam) ile yaparsak, Allah’ın yardımının ve muhafazasının geleceğini unutmayalım.  

  1. Al-i İmran 140
  2. Nisa-136

*Rabbani yolun özellikleri, dergimizin farklı sayılarında zaman zaman işlenmiştir. Konunun detayına o yazılardan ulaşılabilir.