Kavramlar

Değişen Dünya Düzeninde Kavramların Önemi

Paylaş:

                “Allah (Azze ve Celle) Âdem’e isimleri öğretti”1 ayetinde ifade edildiği gibi kelime ve kavramlarla başlayan hayat, yine kelime ve kavramların üzerinde inşa edilir. Çünkü kavramlar fikrin, inancın ve düşüncenin ifadeleri ve anlamlarıdır. Düşünce ve inançlar onları temsil ve ifade eden kavramlarla yaşar ve onlardan beslenirler. İnsan da inancını ve düşüncelerini kavramlarla oluşturur ve ondan hayat tarzını meydana getirir. Dolayısı ile kavramlar; ‘önce inancın ve fikrin sonra hareket ve yaşamın nasıllığını ve niceliğini oluşturan öğelerdir’ diyebiliriz.

                Kavramların bu önemi sebebiyledir ki; kurulan sistem ve medeniyetler kendilerini belirli kavramların üzerinde oluşturdu. Yıkılan sistem ve medeniyetler ise kendisi için temel niteliğinde olan kavramların bozulması ya da anlaşılamaması sebebiyle yıkıldı. Yani kavramlar medeniyet kurup, medeniyet yıkacak etkiye sahiptir.

Bugün bozulan düzenlerin, sarsılan dengelerin ve yapılan yanlışların belki de en önemli sebeplerinden biri insanlığın düştüğü kavram kargaşasıdır. Aslında insanlığın “düştüğü” değil de “düşürüldüğü” demek daha doğrudur. Zira özellikle İslam düşmanları, toplumları İslam’dan ve onun güzel medeniyetinden mahrum bırakmanın yolunu bütün insanlığı İslamî kavramlardan uzaklaştırmakta gördüler.  Bunu da;

                1) İslamî kavramları unutturmak 2) İslamî kavramların içini boşaltmak ve kendi istedikleri şekilde doldurmak 3) Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile “yaldızlı sözlerle insanları kandırmak;”2 yani demokrasi, insan hakları, özgürlük, istiklâl ve modernizm gibi ilk başta cazip gelen fakat içi kan ve gözyaşıyla dolu kavramlarla toplumları kandırmak suretiyle yaptılar. Aynı zihniyet, Efendimiz  Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanında kelimelere takılarak, kelimelerle oynuyor ve İslam’la, Peygamberimizle, Müslümanlarla kelimeler yolu ile alay ediyordu. Müslümanların Peygamberimize;“râinâ” -bizi gözet- demesi üzerine zamanın din düşmanları aynı kelimenin benzeri olan fakat manası çirkin olan bir kelime ile bu kelimeyi değiştirip “râînâ”3 yani “bizi gözet, gözetmez olasıca” veya “ey çobanımız” diyorlardı.

                Dünün taktiğini uygulayan bugünkü İslam düşmanları da kelimeleri eğip bükerek alay ve hakaret edip Müslümanların din algısını bozup değiştirmeye çalıştılar ve kısmen de başarılı oldular. Düşman için başarı olan bu durum Müslümanlar için bir utançtır. Eğer bugün “Le İlehe İllallah” denilince akla sadece Allah’ın varlığı, İslam denilince terör, müslüman denilince terörist, cihad denilince barbarca ve haksızca yapılan savaşlar geliyorsa; bu, kavramlarına sahip çıkmayan Müslümanların da suçudur. İbadet denilince akla sadece namaz- oruç, millet denilince ırk, şehit denince bâtıl da olsa herhangi bir mücadele ve savaşta ölen kimse geliyorsa, bundan kafirler kadar Müslümanlar da sorumludur.

                Yapılması gereken İslamî kavramları İslam’dan öğrenmektir, düşmandan değil. İslamî kavramları düşmanın nitelendirmesi ne hakkıdır ne de haddi. Kavramlarımızın içini Kur’an ve Sünnetteki şekliyle doldurmaz; öyle anlayıp, öyle anlatıp, öyle yaşamazsak başkaları art niyetleri ile kelimelerin içini doldurup İslam âlemine ve tüm insanlığa sunacaktır ve sunmuştur da… İnsanlık; kavramlarımızı bizden öğrenmeli,  bizi bizden -yani Kur’an ve Sünnetle- gerçek Müslümanlarla tanımalı, kavramlar yerini yeniden bulmalı ve bu doğru kavramların üzerinde doğru bir medeniyet yeniden kurulmalı!

                Bu gaye ile başlatılan bu yazı dizisine, gelecek sayıda İslamî kavramları anlatarak devam etmek dileği ile Allah’a emanet olun…

1) Bakara-31

2) En’am -112

3) Nisa, 46