Makale

İmtihan ve Mücadele Mevsimi: Okul Hayatı

Paylaş:

İmtihan edilmek için gönderildiğimiz şu dünyada, gençlik ve okul hayatı birleşince imtihan ve mücadele daha da zorlaşıyor. Bir yandan nefsin isteklerinin zirve de olduğu dönem; gençlik, öte yandan o isteklerin rahatlıkla haramlarla cevap bulabileceği yer; okul. Mükâfatının da büyük olacağı bu okul mücadelesinde gençlerimize düşen görevler ise çok büyük…

Yeni bir öğretim yılına girmiş bulunmaktayız. Ortaokulundan tutun, lise ve üniversite çağına girmiş olan tüm gençlerin ortak bir yönleri var aslında; çarkından çıkmış bir dünya ve toplum düzeni ile karşı karşıya tüm gençler. Aslında dünyanın kendisi bir imtihan ve mücadele okuludur. Bu imtihanda maalesef kayıp çok iken, mücadele ve başarı az olmaktadır.

Gençlerimizin manen en çok yorulduğu yer ve zaman okul hayatıdır aslında. Bir taraftan da en fazla kazandığı yerdir orası. Özellikle geçiş sınıflarında olanlar yepyeni ortamlarla tanışıyorlar. İşte tam bu zamanlarda gencin, nefsine ve çevresine karşı dik durmayı bilmesi gerekecektir. Ergenlik çağının başladığı 6. ve 7. sınıflarda gençler ilk kez günahlarla tanışıyorlar. Cinsel içerikli konuşmalar ve figürler, futbol vesaire gibi boş uğraşlar, ünlülerin şatafatlı hayatlarına özentiler ve yeni yeni ortam arayışları gençlerimizin zihinlerini ve kalp dünyasını altüst ediyor maalesef. Tertemiz olan akıl ve kalp hızla dumura uğruyor ve bir şok evresi geçiriyor. Liseye geçen gençler için ise bu arayışlar ve yönelişlerin pratik olarak uygulama alanı bulduğu zamanlardır bu dönem. Ortaokulda ulaşmak isteyip ulaşamadığı her şey lisede onun önüne gelmektedir yavaş yavaş. Bu dönemde birçok genç ruhunu özgür kılma adı altında girmedik günah bırakmayıp aile olgusundan hızla kopmaktadır. Ortamın da teşviki ile ahlak kavramı rafa kaldırılıyor ve gençlik gücünü abesle iştigale kullanıyor. Hani derler ya “Ah bir genç olsam” diye; işte aynen öyle, gençleri anlamak için genç olmak lazım. Ya da onların çağının zehrini iyi bilmek lazım. Yaşadığımız çağ, gençleri şeytan ve nefislerine karşı mağlup duruma düşürmeye oldukça müsait. Fakat gençlerde de bu baskılara karşı durabilecek dinamik bir güç mevcuttur. Bu güç iman ile birleştiğinde ise yıkılmaz bir kaleye dönüşebilir.

                Şu bir gerçektir ki her çağda olduğu gibi bu çağda da şeytan ve nefsin hücum ettiği toplumu uyandıracak, mücadeleye çağıracak ve onları mağlubiyet psikolojisinden kurtarıp Kur’ani dirilişle ihya edecek İbrahimler, Musalar, Ashab-ı Kehfler, Mus’ablar, Aliler şuuruyla hareket edecek bir nesle ihtiyaç vardır. Kendisini Kur’an’ın anlattığı bu güzide gençlerden biri olarak görmek isteyen genç, Kur’an ahlakıyla ve peygamberi şahsiyetle donatılmış olmalıdır. Kur’an’ın gençlerinden olmadan böylesi ortamlarda sağlam ve diri kalabilmek ve uçuruma sürüklenen genç kardeşlerine çare olabilmek mümkün değildir.

                OKULDA YENİ YILDA NE YAPILMALIDIR?

                Öncelikle genç kardeşimiz nefisle mücadelesini hep diri tutmalıdır. Bir Kur’an Nesli, bir Furkan Genç olarak nefsinin istekleriyle uğraşan bir pozisyonda değil, genç kardeşlerinin problemleriyle uğraşan bir konumda olduğunu unutmamalıdır. Yani sürekli birileriyle ilgilenmeli ve bulduğu fırsatta onlara İslam’ı anlatmalı, hayra davet edip kötülükten sakındırmaya çalışmalıdır.

                Okumayı ve anlatmayı düstur edinmelidir. Okumak kalbi ve aklı diri tutar. Sorumluluk meşalesidir okumak. Okuyan kendisini toplumuna karşı görevli hisseder. Okuyan bildiklerini anlatır. Okuyan kendisini muayene eder ve sürekli nefsinin hastalıklarına teşhis koyar. Okumak insanı harekete geçirir. Okuyan insanla okumayan arasındaki fark kurumuş bir ot ile yemyeşil ve meyve veren bir ağaç gibidir.

                Okumayanlar kurumaya mahkumdur. Okuyanlar da meyve vermeye devam ederler. Hatırlıyorum liseli yıllarda hocamız bizlere “Okumak insanı boş işlerle uğraşmaktan kurtarır” demişti. Elinde kitap olan, ağzında İbrahimi bir kelam olan bir gence günah yanaşamaz.

                İkinci olarak gençler okuldan sonra ruhlarının yorgunluğunu atacak ve muhasebe edecek, yaşadıklarını gözden geçirecek bir tefekkür saatine sahip olmalıdır. En etkili tefekkür saati ise nefsine darbe yediği ve tebliğde başarısız olduğunu hissettiği vakitlerdir. Birçok zaman ve mekân aslında Furkan Genç için İbrahimi tefekkürün zamanı olabilir.

                Üçüncü olarak sohbet ortamlarında bulunmalıdır. Bir hadiste Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Cennet bahçelerine uğradığınız zaman ondan yiyiniz” buyurdu. Biri, “Cennet bahçeleri nedir?” deyince, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem “Zikir halkalarıdır” buyurdu.1 Bu hadiste anlatılan zikir meclislerine, ilmi sohbetlere uğrayınca orada zaman geçirmek ve onları tabiri caizse sindirmek de etkili yöntemlerden biridir. Bakınız hadiste “Ondan yiyiniz” buyruluyor. Yani orada anlatılanları iyice hücrelerinize ve kalbinize yediriniz. Furkan Gencin cevaplayamadığı sorulara cevap bulacağı, kalbinin ve ruhunun açlığını gidereceği ilim meclisleri olmalıdır.

                Üniversite ortamlarında bulunan genç kardeşlerimizin işleri tabi ki daha zordur. Karşılarında lisede günaha alışmış ve artık serkeşleşmiş bir gençlik bulunmakta. Üniversitede artık günahın da ötesinde kişiyi şirke götüren ideolojik saplantılar vardır maalesef. Üniversite yıllarında gençler kendisine karışmayan bir Allah ve toplum inancına kapılmaktadır. “Individualism” yani ferdiyetçilik denilen kendini ilahlaştırma şirki bir kısmını çepeçevre sarmaktadır. İşte bu yüzden üniversitelinin özgürlük adı altında kendi doğrularını yaşamaya çalışması tam bir saplantıya dönüşebilir. 

                Bazı gençlerin de belki günahlara veya ideolojik saplantılara hiç de ilgisi ve isteği olmayabilir. İşte bazıları da sadece ders çalışmak ve kariyerden kariyere koşmak sevdasındadır. Bu hırs böylelerine ahiret imtihanını unutturur. Hâlbuki dünya bir amaç değil, ebedi saadete ulaşmak için bir araç olmalıdır.

                Dünya emelleri bitmez ama hayat her an bitebilir. Belki bu konuda anlatacak çok şey var ama bizler Furkan Genç, Kur’an’ın anlattığı genç olmak istiyorsak her daim istikametimizi ve nefsimizi muhasebe edelim. Okul ortamını dünya okuluna benzetelim. Ve dünya okulunu başarıyla bitiremez, her an içinde olduğumuz dünya imtihanını geçemezsek elde ettiğimiz başarılarımızın ve yaşadığımız zevklerin bizi ahirette rahata erdirmeyeceğini bilelim.

                İsmaillerini feda eden ve Nemrut’u yıldıran İbrahimlerden olmak ümidiyle, İslam’ın şeref ve izzetini kaybetmemek için annesinin biricik şımarık oğlu olmaktan vazgeçebilen Mus’ab bin Umeyrler olabilmek duasıyla, toplumunun halinden dertlere düşen ve sancılanan yüce peygamber Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i örnek alabilmek temennisiyle Allah’a emanet olun.

                Furkan Nesli Dergisi genç ekibi adına, yeni bir sezona giriş yapan tüm öğrenci kardeşlerime başarılar diliyorum.

1- Tirmizi, İmam-ı Ahmed