Makale

Sivil İtaatsizlik Mi?

Paylaş:

Bilindiği gibi geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen “Cami Baskınları” gerçekleştirildi. Tarihin belli dönemlerinde benzerine az rastlanır cami ve ibadethanelere müdahaleler olduysa bile yakın Dünya tarihine baktığımızda bu şekilde bir olay velev ki toplumun büyük bir çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede hiç yaşanmamıştır. Son 20 yılda Almanya’da iki, Fransa’da bir tane cami baskını olayı yaşanmıştır. Maalesef Ramazan Ayı’nda ibadet ederken, hatta insanların kimileri Kur’an okurken camilere baskın düzenlenmiş, insanlar darp edilerek rahlenin önünden kaldırılıp gözaltına alınmıştır. İlk olay Gaziantep’te yaşanmıştı. Cami içerisine bazı polislerin ayakkabı ile girmesi ve bir bekçinin cami içerisinde biber gazı kullanması sosyal medyada viral olmuştu. Bu olaydan bir gün sonra Adana’da yirmi küsur camiye gece saat 02.00’da eş zamanlı baskın gerçekleştirilmişti.

Yapılan hukuksuzluğun dışında ahlaki ve dini değerler ayaklar altına alınmıştı. Gözaltına alınanlar hem gözaltına alınırken hem de gözaltı süresince ciddi olarak gayri hukuki muamelelere maruz kalmışlardı. Bunlarla beraber asıl trajedi ise suçlamaların komik ve mantık dışı olmasıydı. Suçlamalardan biri cami işgali iken diğeri ise camide yapılan itikaf ibadetinin sivil itaatsizlik olarak nitelendirilmesiydi. Camii işgali safsatasına cevap bile vermeye gerek yoktur. Peki yapılan ibadet gerçekten bir sivil itaatsizlik mi? Sivil itaatsizlik nedir? Sivil itaatsizlik bir suç mu?

Sivil itaatsizlik tabiri, ilk kez 1849 yılında Amerika’da Henry David Thoreau (1817-1862) tarafından kullanılmıştır.1 Meksika savaşının temel amaçlarından biri Afro Amerikalıların köle olarak bölgeye yaygınlaştırılmak istenmeleriydi. Bundan dolayı Thoreau bu şekilde adaletsizlik ve zulüm yapan bir devlete vergi vermeyeceğini ifade etmesi üzerine hapse atılmış ve hapiste “sivil itaatsizlik” adlı makalesini kaleme almıştır.2 Zamanla bu tabir ve eylem biçimi dünyanın birçok yerinde de kullanılır hale gelmiştir. Thoreau’un sivil itaatsizlikle ilgili olarak ortaya koyduğu prensipler ve tanımlamalar sonucunda sivil itaatsizlik şu şekilde tanımlanmış ve anlaşılmıştır: “Hukuk sisteminin içerisinde hukuka uygunluğu açısından eksik veya yanlış bir kurala karşı çıkıştır. Ancak sistemin tamamı genel olarak kabul edilmektedir. Sivil itaatsizlik, toplumsal-siyasal durum karşısında, kanuna aykırı davranışı zorunlu hale getirecek, vicdani bir duygu-düşünce sürecidir. Bu vicdani süreç, kanuna karşı koymayı ve bunu yaparken yine kanuna uygun bir şekilde sivil itaatsizliğe götüren süreçtir. Ancak diğer unsurları taşıyan herhangi bir davranışın sivil itaatsizlik eylemi sayılabilmesi için, hukuk kurallarının uygulanmasının, ağır bir haksızlığa yol açması şartı aranmaktadır.”3

Bu bağlamda camide yapılan itikaf ibadetinin bir sivil itaatsizlik olması mümkün değildir. Çünkü: Sivil itaatsizlik bağlamında değerlendirilmesinin önünde engel olan bazı sebepler vardır.

Birinci sebep: Tanımda da ifade edildiği gibi sivil itaatsizlik olabilmesinin ilk şartı kanuna aykırı olması gerekir. Ancak camide itikaf ibadetinin yerine getirilmesini meneden herhangi bir yasak yoktur. Tam tersine yapılabileceği ile ilgili devletin resmi yayın organı olan TRT tarafında yapılan haber ve Müftülüğün cami imamlarına gönderdiği talimatnameler mevcuttur. Eğer itikaf ibadetinin yasak olduğuna dair bir karar olsaydı sivil itaatsizlik sayılabilinirdi.

İkinci sebep: Hiçbir devletin ki Laiklik prensibi üzerine inşa edilmiş olan bir devletin insanların ibadet hürriyeti üzerine herhangi bir yasak getirme ve tahakküm kurma hakkı yoktur. İbadet hürriyeti, inanç hürriyeti evrensel hukuk normlarıdır. Keyfi olarak engellenemez ve sınırlandırılamaz. Bundan dolayı itikaf ibadeti sivil itaatsizlik bağlamında değerlendirilemez. Çünkü ibadet siyasi bir araç olarak kullanılamaz.

Üçüncü sebep: Bir eylemin sivil itaatsizlik olabilmesi için bir diğer şart da kamusal alanda yankı oluşturmaktır. Yapılan eylemin bir toplumsal harekete geçmesi lazım. Bundan dört duvarla çevrili bir alanda, bir köşede bireysel olarak yapılan bir ibadetin toplumsal alana sıçraması, toplumsal bir yankı uyandırması mümkün değildir. Bir eylemin toplumsal bir yankı uyandırması bireysel ve kapalı alanlarda yapılan bir ibadet ile değil, toplumun gözleri önünde bağıra bağıra yapılması ve teşvik edilmesi ile olur.

Dünya üzerinde birçok sivil itaatsizlik örneği var. Bunların başında Mahatma Gandhi gelmektedir. Gerçekleştirdiği eylem tipi incelendiğinde mevzu daha iyi anlaşılacaktır. Peki sivil itaatsizlik bir suç mudur? Camii baskınında gözaltına alınanların ifadeleri alınırken itikaf ibadetinin sivil itaatsizlik olarak tanımlandığından bahsetmiştik. Bu bağlamda ifade alınırken sorulan soru kısacası şu şekilde ifade edilmiş olunuyor; “Sivil itaatsizlik olan itikafı doğru buluyor musun? Neden sivil itaatsizlikte bulundun?”

İtikafın sivil itaatsizlik olmadığını açıklamıştık. Ancak sivil itaatsizlik olsa bile bu bir suç değildir. Sivil itaatsizlik siyasi bir olgu olması ile beraber hukuki olarak suç unsuru teşkil edemez. Hukuki boyutu vardır. Ancak siyasi bir konudur ve şeffaf devlet anlayışının temel dayanağıdır. Yani bugün demokrat ülkeler arasına girmek isteyen bir devlet yapılanmasında sivil itaatsizlik mihenk taşıdır. Ne yazık ki özgürlükçü, demokrat bir devlet olunulduğu ifade edilmesine karşı sivil itaatsizlik suçmuş gibi lanse edilmektedir. İfade tutanağında yer alan bu sorular ne yazık ki hukuk tarihine trajikomik olarak geçecektir.

  1. Mesude Altunel, “Sivil İtaatsizlik ve Mohandas K. Gandhi”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, s.446
  2. Downs, Robert, Dünyayı Değiştiren Kitaplar, 4. Baskı, (Çev. Erol Güngör), Ötüken Yayınları, İstanbul 1998, s. 93-96
  3. Mesude Altunel, “Sivil İtaatsizlik ve Mohandas K. Gandhi”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, s.448