Haber-Yorum

Türkiye ve Dünya Haberleri

Paylaş:

Türkiye Haberler

EN NİTELİKLİ MAHKÛMLAR TÜRKİYE’DE!

The World Justice Project’in hazırladığı 2021 Hukukun Üstünlüğü Endeksine göre Türkiye, hukukun üstünlüğü konusunda 139 ülke arasında 117’inci sırada yer aldı. 2020 yılında 107’inci sırada olan Türkiye bir yıl içinde 10 puan birden geriledi. Endekse göre şeffaflıkta Afganistan’ın hemen üstünde yer alarak 107’inci sırada olan Türkiye, temel haklar konusunda 133’üncü sırada yer aldı. Kişilerin can ve mal güvenliği başlığında ise 83’üncü sırada yer alırken adalete erişebilirlikte 113’üncü sırada; ceza hukukundaysa 103’üncü sırada yer aldı. İtalya İnsan Hakları Federasyonu ise AİHM’e sunduğu raporda “Dünya üzerindeki en nitelikli mahkûmların Türkiye’deki cezaevlerinde olduğunu” iddia etti.

ABD, Almanya ve Fransa dahil 10 ülkenin büyükelçileri Osman Kavala’nın serbest bırakılması için ortak bildiri yayınladılar. Yayınlanan bildiri sebebiyle 10 ülkenin büyükelçileri Dışişleri Bakanlığına çağırıldı. Bildiriye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise: “10 büyükelçi hakkında istenmeyen adam ilan edilmeleri talimatını verdim” dedi. Konuyla ilgili Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Türkiye, sürekli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından cezalandırılıyor. Çünkü insanlara zulmediliyor. Buradaki aşamalar bittikten sonra insanlar oraya başvuruyor. Orada Türk mahkemelerinin verdiği kararın yanlış olduğu kararı çıkıyor ve Türk devleti onu yine uygulamıyor. Bunun üzerine Avrupa devletleri baskı kurabilmek için anlaşılan bir plan yapmışlar ve bu açıklamayı yapalım, diye karar vermişler. Bunun planlı bir şey olduğu ortada. Türk devleti buna niye kızıyor? Durumu bu hale onlar getirdi. Bu, onlar için utançtır. Amerika, Almanya vs. dediği için bunları söylüyor değilim, biz zaten onların yaptıkları zulümleri görüyoruz.”

Hukuksuzluğu ortaya çıkaran bir başka örnek ise DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın şu açıklamasıyla ortaya çıktı: “Benim hükümetten ayrıldığım dönemde Bakanlar Kurulu’nda boş kâğıtlar imzalanıyordu, en son üstü dolduruluyor, Sayın Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayınlanıyordu. Aslında bu kararlar yine tek imzayla alınıyordu. O dönemin bakanlarına sormanız lazım. Bunlar biz ayrıldıktan sonraki dönemde de oluyor. Bütün KHK’lar öyle…” Babacan’ın ifadeleri sonrası idare hukukçusu Prof. Dr. Metin Günday: “Buna göre KHK’lar hukuken yok hükmündedir. OHAL Komisyonu’nun bunlara dayalı red kararları da geçersizdir” dedi. Bu konuyla ilgili Alparslan Kuytul Hocaefendi şu cümleleri kaydetti: “Ali Babacan’ın dediğine göre bunları imzalayan bakanların haberi bile yok. Bu durum bakanlar için büyük bir ayıp, o ayrı bir şey. Bir de bunu kim yapıyor? Bence bunu yapan hükümetle birlikte devlet denilen mekanizma... Hepsinden imza alıyor, üzerini kendisi dolduruyor. Kimi istiyorsa onu işten atıyor, kiminin fabrikasını kapatıyor, kiminin vakfını, kiminin televizyonunu, kiminin gazetesini, kiminin yurdunu… Şimdi buna göre bu KHK’lar geçerli olabilir mi? KHK’larla işten çıkartılanlar, kapatılan vakıflar, dernekler, yurtlar, üniversiteler hepsi ile ilgili hükümler geçersizdir ve devlet onlara tazminat ödemek zorundadır. Bunu yapanlar da ceza almak zorundadır. Boş kâğıdı imzalayarak bu ayıbı işleyenlerin de bakanlıktan istifa etmeleri gerekirdi.” Adalet Bakanı Abdulhamit Gül çeşitli yerlerde hukukun gereği ile ilgili açıklamalar yaparak göz doldursa da yaşanan olayların, açıklanan raporların üstünü örtemediği görülmektedir.

TÜRKİYE’DE EKONOMİK KRİZ BÜYÜYOR

Dolar ve Euro yükselmeye, TL ise değer kaybetmeye devam ediyor. Motorin ve benzin fiyatları da artıyor. Bununla birlikte vatandaşın yaşam koşulları zorlaşmaya maddi sıkıntıları artmaya devam ediyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ise yaptığı açıklamada dar gelirli ailelerin elektrik tüketimlerinin bir kısmını karşıladıklarını söyleyerek, “Devlet fedakârlık yaparak maliyeti vatandaşa yansıtmıyor” ifadelerini kullandı. TBMM'ye sunulan bütçe teklifinde ise Tayyip Erdoğan, kendi maaşının yüzde 14,4 oranında rekor zamla 100.000 TL'nin üzerine çıkardı. Aynı zamanda Erdoğan’ın Adana programına 4 skorsky, 2 polis helikopteri, 2 cumhurbaşkanlığı helikopteri, 2 hücum bot, 1 savaş gemisi, onlarca koruma aracı ve yüzlerce asker ile geldiği iddia edildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in: “Gençler Türkiye’den kaçmak istiyorlar diye bakmamak lazım, gençler dünyayı tanımak istiyorlar” demesi, AKP’li Dr. Hüsnüye Erdoğan’ın: “Doğalgaza zam gelmiştir ama mini mini gelmiştir” demesi tepki çekti.

Bu konuyla ilgili değerlendirme yapan Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Benim Tayyip Erdoğan'a tavsiyem, hiç maaş almamasıdır. Kim akıl veriyor, bilmiyorum. Tayyip Erdoğan'ın altını oyuyorlar. Etrafındaki adamlar, onu bitiriyorlar. Benim tahminim; şu an kendisi bile servetinin ne kadar olduğunu bilmiyordur. Tayyip Erdoğan neye para harcıyor? Bu kadar maaşı ne yapacak? Millet perişan. Böyle bir durumda; bir vicdan ehli insan hatta vicdan ehlî bile olmasa sadece siyaset ehli olsa maaşını azaltır. Bir tek o mu sorumlu? Milletvekilleri de 20-30 bin TL maaş almasınlar. Bu millet asgari ücretle geçiniyor.”

KİMMİŞ ‘PARALEL DEVLET’!

Fehmi Koru, “İktidara yakın vakıf fişleme mi yapmış? Ne yani, yeni bir ‘Paralel Devlet Yapılanması’ mı?” başlıklı yazısında: “Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) adlı vakıfta görev yapmış biri, ülke çapında örgütlenmiş olan vakfın tuttuğu fişlerle iç yazışmalarını bir gazeteciye ulaştırmış. Ortaya dökülen belgeler, vakfın Anadolu örgütlerinden ulaştırılan referanslara sahip kişileri devlete yerleştirme gayreti içerisinde olduğunu gösteriyor. Yeni bir ‘Paralel Devlet Yapılanması’ görüntüsü bu” diyor. Konu hakkında Alparslan Kuytul Hocaefendi şu yorumda bulundu: “TÜGVA’dan ayrılmış birisi, üst düzey birisi olsa gerek, tüm il ve ilçelerden kendilerine isimler geldiğini ve onların devlete yerleştirildiğini anlatıyor ayrıca listesini veriyor. TÜGVA’nın kurucusu Bilal Erdoğan. Onlar Gülencilere ‘paralel devlet’ diyorlardı. Daha sonra adını FETÖ koydular. Yaptıkları şey aynısı. Demek ki onlar da kendi adamlarını devlete yerleştirmeye başlamışlar. Bu zaten herkesin bildiği bir şey. Hangi parti gelirse gelsin kendi adamlarını devlet içerisine yerleştirir. Akıllısında da akılsızında da ‘Devletin her tarafına sızmalıyız’ anlayışı var. Bizim Müslümanımızın kafası bu kadar. Halkın kalplerine sızma, eğitim yapma diye bir dertleri yok maalesef. Gülencileri kınıyorlardı, o zamanki adı paralel devletti, şimdi kendileri paralel devlet yapılanmasına başlamışlar. Zaten vardı da şimdi böyle ayyuka çıkmış oldu. Aslında hükümetle anlaşamayan bazı güçler, yavaş yavaş bazı şeyleri ortaya döküyor. Bütün bunlar hükümete gözdağı vermek için. Eğer hükümet onların bir dediğini yapmadıysa hemen bir şey ortaya atıyorlar, hükümeti hizaya getiriyorlar. ‘Dediğimizi yapıyor musun, yapmıyor musun?’ mesajı veriyorlar, şantaj yapıyorlar. Hükümetin yaptığı şeyler yavaş yavaş ortaya dökülüyor. Bazı güçler yavaş yavaş bazı şeylerin bilinmesini istiyor. Demek ki büyük güçler yavaş yavaş AKP’yi de MHP’yi de zayıflatmaya karar vermişler. Düğmeye basmışlar. Bu bunu gösteriyor.”

Dünya Haberler

AVRUPA’DA İSLAM DÜŞMANLIĞI!

Fransa’da “Radikal İslamcılık ile mücadele” iddiasıyla başlatılan İslam düşmanlığı devam ediyor.  Ülkede yıl sonuna kadar 7 cami ve dernek daha Radikal İslamcılığı savunduğu gerekçesiyle kapatılacak. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Allonnes kentindeki bir caminin Radikal İslam’ı savunduğu gerekçesiyle 6 aylığına kapatılması kararından memnun olduğunu söyledi. Caminin yöneticilerinin banka hesaplarına da el konulduğunu ifade eden Darmanin, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un göreve başlamasından bu yana 13 derneğin kapatıldığı bilgisini paylaştı. Fransa’da bugüne kadar Müslümanlara ait birçok dernek çeşitli gerekçelerle feshedilmişti.

Danimarkalı İslam düşmanları, Danimarka meclisinin açılış programına katılmak isteyen Müslüman milletvekili Sikandar Siddique’ye ve ailesine ırkçı sözlerle saldırdı. İslam düşmanları, Kur’an-ı Kerim’i bir tasmaya bağlayarak Sikandar Siddique’nin ve ailesinin önünde köpek gibi gezdirdi ve Müslümanları tahrik etmeye çalıştı. Irkçı İslam düşmanları, babasını tekerlekli sandalyede taşıyarak meclise girmek isteyen milletvekili Siddique’ye: “Pisliğini de al yurduna geri dön. Vatan haini” diye saldırdı. Siddique, olay sonrasında yaptığı açıklamada ırkçı ve İslam düşmanlarının bu tür aşağılık hakaretlerine alışık olduğunu, bu hakaret ve aşağılamaya ailesinin de maruz kalmasına dayanamadığını ifade etti.

ETİYOPYA’DA 7 MİLYONA YAKIN KİŞİ AÇLIKLA KARŞI KARŞIYA

BM Genel Sekreteri Guterres, Etiyopya’daki insani krize dikkat çekerek Tigray, Amhara ve Afar bölgelerinde 7 milyona yakın kişinin gıda yardımına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle insani kriz daha da artıyor. Ülkenin kuzeyinde 10 aydır süren çatışmalar yaklaşık 2,5 milyon kişiyi yerinden ederken, sadece Tigray eyaletinde 5,2 milyon kişi insani yardıma muhtaç hale geldi. Kıtlık benzeri koşullar altında yaşayanların sayısı da 400.000’i buldu. Eğitim ve sağlık kurumlarının çalışamaz hale geldiği Tigray'a güvenlik ve yakıt sıkıntısı nedeniyle yeterli yardım ulaştırılamıyor. Yakıt ve ilaç gibi insani yardımların gönderilmesinin engellendiğini kaydeden BM Genel Sekreteri Guterres, Etiyopya hükümetine ülkedeki insani kriz karşısında yardımların ulaştırılabilmesi için engelsiz erişim çağrısı yaptı. Ülkede tüm tarafların insan hakları ihlalleri işlediğini anlatan Guterres, kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel şiddet olaylarından ise özellikle derin endişe duyduğunu dile getirdi.

BM’YE DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN ÇAĞRI

Uluslararası Af Örgütü, BM üyesi devletlere, Çin’in, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine karşı harekete geçme çağrısında bulundu. Birleşik Krallık merkezli örgütün, BM üyesi devletlere hitaben yazdığı açık mektupta, Çin’in, Uygurlar, Kazaklar ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik insan hakları ihlallerinin soruşturulması gerektiği vurgulandı. Örgüt, Haziran 2021’de Doğu Türkistan’da devlet eliyle yürütülen ve insanlığa karşı suçlar kapsamına giren işkence ve zulüm politikalarını belgeleyen bir rapor yayımladığını hatırlatarak BM organlarının ve üye devletlerin ihlallere yanıt vermekte yavaş olduğu eleştirisinde bulundu. BM İnsan Hakları Konseyi oturumunda dahi Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki ihlallerin gündeme getirilmesi için hiçbir resmi adım atılmadığına işaret edildi. Örgüt, BM üyesi devletleri bir araya gelerek Çin’in bölgedeki ciddi insan hakları ihlallerini güçlü şekilde kınamaya ve hesap verebilirliği sağlamak için bağımsız ve uluslararası soruşturma mekanizması kurmaya davet etti. Uluslararası Af Örgütü destekçileri, dünyanın dört bir yanındaki 10 farklı şehirde “Sincan’da alıkonulanlar serbest bırakılsın” başlıklı dilekçe metinlerini Çin büyükelçiliklerine teslim etti.

BİDEN YASA DIŞI İSRAİL YERLEŞİMLERİNİ ENGELLEMEYECEK

İsrailli bir kaynak, yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin genişletilmesi ve ABD’nin Filistinlilere hizmet verecek Kudüs’teki konsolosluğu yeniden açma planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail Başbakanı Naftali Bennett’e yakın olduğu belirtilen söz konusu kaynak, Biden yönetiminin Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim birimlerine yeni konutlar inşa edilmesini önemsemediğini ve gelecekte de bu tür adımları engellemeyeceğini savundu. ABD’nin Kudüs’te Filistinlilere hizmet verecek konsolosluğu yeniden açma planına da değinen yetkili, Bennett hükümetinin Biden yönetiminin bu plandan vazgeçmesini beklediğini aktardı. İsrail yönetimi, 27 Ekim’de, işgal altındaki Batı Şeria’da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerine 3.144 yeni konut inşa edilmesine onay vermişti. Bu kararla İsrail, Biden’ın ABD Başkanı olmasının ardından ilk kez yasa dışı konut inşasına onay vermiş oldu. Batı Şeria’da 250’den fazla yasa dışı Yahudi yerleşim birimi bulunuyor. Buralarda 450.000’e yakın Yahudi yerleşimci ikamet ediyor.

SIĞINMACI SAYISI 48 MİLYONA ULAŞTI

BM’nin Ülke İçinde Yerinden Edilme Özel Raportörü Cecilia Jimenez Damari, dünya genelindeki çatışmalar yüzünden ülke içinde yerinden edilmiş kişi sayısının 48 milyona ulaştığını kaydederek bu sayının bir rekor olduğunu belirtti. BM Genel Kurulu 3. Komitesi’nin toplantısında konuşan Damari: “Silahlı çatışma ve şiddet nedeniyle yerlerinden edilenlerin sayısı dünya genelinde 48 milyona ulaştı ve bu şimdiye kadar kaydedilen en yüksek rakam oldu. Silahlı çatışma ve yaygın şiddetin giderek karmaşıklaştığı bir ortamda, uluslararası insani hukuka ve insan hakları hukukuna saygı gösterilmesini sağlamak giderek zorlaşıyor” ifadesini kullandı.

NİJERYA’DA 20.000’DEN FAZLA KİŞİ KAYIP

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Nijerya’nın kuzeydoğusunda terör örgütü Boko Haram’ın 12 yıldır süren saldırıları nedeniyle 20.000’den fazla kişinin kayıp olduğunu bildirdi. ICRC Maiduguri Saha Görevlisi Usman Kunduli Bukar, yaptığı açıklamada, bölgedeki kadınların çocuklarını özledikleri için ‘depresyon sorunu’ yaşadıklarına işaret etti. Bukar, “Kuzeydoğu çatışmaları sandığımızdan daha korkunç, binlercesi babalarını, oğullarını ve çocuklarını kaybetti. Hâlâ birçoğu aile ve akrabalarını arıyor” dedi. Bukar, bugüne kadar ICRC’nin aile temasını sürdürdüğünü ve ayrılmış birçok aileyi yeniden birleştirdiğini ifade etti. Nijerya’da 2000’li yılların başından bu yana varlık gösteren terör örgütü Boko Haram’ın 2009’dan bu yana düzenlediği kitlesel şiddet eylemlerinde 20.000’den fazla kişi öldü.

6 AYDA 63 ÇOCUK ÖLDÜRÜLDÜ

Rusya ve Esed rejiminin haziran ayından bu yana İdlib ve çevresindeki saldırılarda toplam 63 çocuğu öldürdüğü bildirildi. Bölgede faaliyet gösteren insan hakları kuruluşlarından yapılan açıklamalara göre, haziran ayından bu yana Rusya, İran ve Esed rejimi, İdlib ve çevresinde saldırılarını sıklaştırdı. Muhaliflerin kontrolündeki sivil alanları hedef alan söz konusu saldırılarda 63 çocuk yaşamını yitirdi. Suriye'de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana rejim ve müttefiklerinin öldürdüğü toplam çocuk sayısı ise on binlerle ifade ediliyor.