Haber-Yorum

TÜRKİYE VE DÜNYA HABERLERİ

Paylaş:

Haber Türkiye

Furkan Vakfı’nın Konferanslar Zinciri Devam Ediyor...

 Aydın- Âlim vasfına sahip ÖNCÜ NESİL sloganıyla yıllardır faaliyetlerine devam eden Furkan Vakfı, iki yeni konferansla halkımızla buluştu. Adana Mimar Sinan açık hava tiyatrosunda, Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin “İslam’a Davette Esaslar” konulu konferansı, Adana halkının yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık on bin kişinin katıldığı etkinlik, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. İslamî davetin öncülerinin temsili olarak anlatıldığı “Öncüler Geçidi” programa renk kattı. Hasan el Benna, Üstad Bediüzzaman, Süleyman Hilmi Tunahan gibi davet öncülerinin temsili olarak anlatıldığı etkinlikte, halk ardarda tekbirler getirdi. Program, davet konulu hüzünlü bir şiir dinletisiyle ve Grup Furkan’ın halkımızı coşturan ilahileriyle devam etti.

Ayrıca Adana’nın Kozan ilçesinde Furkan Vakfı Temsilciliği açılışı dolayısı ile düzenlenen konferansa halkımız büyük ilgi gösterdi. Yaklaşık iki bin kişinin katıldığı konferans, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Programda şiir, Grup Furkan ve Hocaefendi’nin “Kur’an’ın Mesajını Anlamak” konulu konferansı yer aldı.

Bozdağ: Hutbe Sistemi Değişecek

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, il müftülüklerince hazırlanan hutbe sisteminin değiştirileceğini söyledi.

Mevcut uygulamayı “sakat” olarak nitelendiren Bozdağ, “İşin doğrusu, demokratik ülkelerde bütün hutbelerin imamlar tarafından mahallindeki durumlar dikkate alınarak hazırlanması. Bu konudaki çalışmayı da başlatacağız. Herkesin kendi hutbesini kendisinin hazırlaması, o işi bilmeyen birinin de orada görev yapmaması lazım. Gelecek yıl bütçe görüşmelerine geldiğimizde böyle sakat bir uygulamanın da tarihe karışacağını ifade etmek istiyorum” dedi.

Aselsan’daki Sır Ölüm İçin Şok Rapor

Ankara’da 7 Ağustos 2006 tarihinde aracında boğazı ve bilekleri kesilmiş halde bulunan Aselsan mühendisi Hüseyin Başbilen’in intihar olduğu öne sürülen ölümüyle ilgili yürütülen soruşturmada çarpıcı bir gelişme yaşandı.

Savcının, Hüseyin Başbilen’in ölümü ile ilgili cinayet sonrası olay yeri inceleme ekiplerince çekilen fotoğraf ve video kayıtları ile cinayete dair elde edilen delillerin incelenmesini talep ettiği bilirkişi, hazırladığı raporda cinayeti işaret etti. Araçta başka parmak izlerine rastlandığı belirtilen raporda Başbilen’in çantasının da sonradan arabaya konduğu belirtildi.

Aselsan’da uzak mesafede daha etkili bir kanas silahı, F16 ve milli tank projeleri üzerinde çalışan Hüseyin Başbilen, ardından 17 Ocak 2007’de Halim Ünal kafasına isabet eden tek kurşunla öldü.

Dokuz gün sonra da Evrim Yançeken, oturduğu binanın altıncı katından düşerek can verdi. ODTÜ mezunu üç genç mühendisin ortak özelliği uçaklar için dost-düşman tanıma sistemi üzerinde çalışmaları idi.

Predatorlerin Avı Kim?

ABD’nin satmaya yanaşmadığı Predotorlerden 4 tanesi Türkiye topraklarında konuşlandırıldı. Uçaklar tamamen ABD kontrolünde olacak. İncirlik’ten kalkıp, Türkiye ve komşu ülkeler üzerinde uçacak, ancak Türkiye’ye ‘gerçek zamanlı’ yani ‘canlı’ görüntü vermeyecek. Görüntüler ancak Amerika Birleşik Devletleri tarafından filtrelendikten sonra Türk tarafına verilecek. Türk personelin kontrol ünitesinde görev yapma izni de yok. Predatorleri üçüncü bir ülkeye karşı kullanıp kullanmama konusunda garanti vermeyen ABD tarafı, elde edilen görüntülerin üçüncü bir ülkeye verilmemesi konusunda garanti vermeye de yanaşmıyor.

İncirlik’teki Yer Kontrol Ünitesi’ndeki ABD’li görevli tarafından kalkışı sağlanacak olan Predatorler, ABD’deki Nevada üssünden kumanda edilecek. Rotasını ABD belirleyecek. Radara yakalanmayan Predatorlerin nerelere uçtuğu, hangi görüntüleri aldığı TSK’ya ait radarlar tarafından da tespit edilemeyecek.

Haber Dünya

Clinton: Esed’e Baskıyı Türkiye Yapmalı!

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ‘Arap Birliği’nin yaptığı ve Türkiye’nin söylediklerinin, Suriye hükümeti ve toplumu üzerinde çok uzakta olan bizlerden çok daha fazla bir etkiye sahip olduğunu düşünüyorum’ dedi.

Suriye’deki durumun tamamen bir iç savaşa dönüşebileceği uyarısında bulunan Clinton; ‘Suriye’ye baskı süreci, Arap Birliği ve Türkiye’nin öncülüğüyle mi yürütülmeli?’ şeklindeki bir soruyu ‘evet’ diyerek onayladı. Öte yandan devlet başkanı Beşar Esed’i bitirmeye yönelik plânın ayrıntıları da netleşti.

Suriyeli muhalifler, Arap birliği ve Türkiye arasında görüşülen plâna göre; ilk etapta Halep’in kuzeyinde, Türkiye sınırında 5 kilometrelik uçuşa yasak bölge oluşturulacak. Yasağı Birleşmiş Milletler koyacak ama uygulama görevi Türkiye’de olacak. Arap birliği ise yasağı destekleyecek. 5 kilometrelik tampon bölgenin zamanla büyümesi ve genişlemesi bekleniyor. Uzun zaman alması beklenen bu süreçte Suriye ordusunun zayıflaması ve yavaş yavaş bölünmesi amaçlanıyor.

Bu arada Fransa ve Türkiye, Suriye’ye yapılacak baskılar için izlenecek yol haritasında anlaştı.

Bütün bu plânlar yapılırken Esed, Sunday Times Gazetesi’ne verdiği röportajda “Ölene kadar savaşmaya devam edeceğim” dedi. Suriye’de dökülen kan için “acı ve üzüntü” hissettiğini, çocuklarını kaybeden annelerle görüştüğünü iddia eden Esed bununla birlikte şiddet olaylarının sona ermesi için tek çarenin militanların yok edilmesi olduğunu ifade etti.

Suriye’deki Müslüman Kardeşler’in sürgündeki lideri Muhammed Şükfa ise, “Batı yerine Ankara’yı tercih ederiz, eğer amaç insanları korumaksa, Suriye halkı Batı yerine Türkiye’den gelecek bir müdahaleyi kabul edecektir” dedi.

Bu konuda, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mustafa Kamalak ise Türkiye ile İran’ın, Suriye üzerinden karşı karşıya getirilmeye çalışıldığı yorumunu yaparak; “Tıpkı 1980 yılında, Irak ile İran’ın karşı karşıya getirildiği gibi. Allah korusun, Türkiye ile İran karşı karşıya getirildiği takdirde, Haçlılar 20. seferini bir tek askerinin burnu bile kanamadan en büyük kazançla sonlandırmış olacaklardır.” dedi.

Irak’taki asker ve prestij kaybından sonra Amerika’nın yeni stratejisi, rejimini değiştirmek istediği ülkedeki muhalif güçleri destekleyerek harekete geçirmek ve ülkeyi onların eliyle devrime götürmek. Ve bu devrimleri Türkiye desteği ile gerçekleştirerek, kendi emperyalistliğini gizlemek!

Hem Saldıracağız Diyorlar Hem de Ödleri Kopuyor

Siyonist rejim savaş bakanı Ehud Barak ile görüşmesinin arifesinde, Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında İran’a saldırı konusunda bir kez daha uyarılarda bulunan ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, “İran’a yönelik askerî bir saldırı durumunda bunun ekonomik yansımaları olacak. Bu sadece bizim ekonomimiz değil, aynı zamanda bütün dünyanın ekonomisi üzerinde olacak” diyerek askerî saldırı yerine diplomatik baskı ve yaptırımlara odaklanılmasını istedi. Üst düzey bir ABD’li yetkili ise İsrail’in ABD’ye sormadan İran’ın nükleer tesislerine saldırmasından ciddi anlamda kaygı duyduklarını söyledi.

Buna karşılık Siyonist rejim savaş bakanı Ehud Barak da İsrail ordu radyosuna yaptığı açıklamada; “İran’ın nükleer programı yalnızca İsrail’i değil, aynı zamanda dünya düzenini hedef almaktadır” diyerek Batı’yı savaşa kışkırtmaya devam etti.

Bu durumun yanı sıra bazı konularda aralarında anlaşmazlık görülen Amerika ve İsrail’in dünyayı sömürmek ve zulmetmek konusunda daima müttefik oldukları bir gerçektir.

Üç Afganı Öldürdü, 7 Yıl Yatacak!

Afganistan’da 3 sivili ‘zevk için’ öldüren ABD’li askere 7 yıl hapis cezası verildi. ABD’de görülen davada Andrew Holmes, savcılıkla anlaşma yaparak suçunu kabul etti. Holmes, savcılığın talep ettiği 15 yıl hapis cezası yerine 7 yıla mahkûm oldu. Öte yandan afgan sivilleri öldürmekle suçlanan Çavuş Calvin Gibbs, ölenlerin cesetlerinden anı olarak saklamak üzere parmak kestiğini itiraf etti.

Amerikan Demokrasisi: 4 Milyon Yetim

Amerika Birleşik Devletleri’nin işgalinden bu yana Irak’da ölen anne babalardan geriye 4 milyon yetim ve öksüz kaldı. Çok azı yetimhanelerde kalma imkânı bulurken, milyonlarcası hayatta kalabilmek ve ailesinden kalan fertlerin karnını doyurabilmek için çalışmak zorunda kalıyor.

Bağdat’da bulunan ve hayırseverlerin yardımlarıyla ayakta duran özel yetimhanelerden biri olan ‘Safe Home for Orphans’ın müdürü Husam Hassan, Alman birinci televizyonu ABD’ye konuşarak, Irak’taki şiddetten en çok çocukların zarar gördüğünü, yüzlercesinin okula gitmediğini, sokaklarda yaşadığını ya da uyuşturucu mübtelası olduklarını söyledi. Hassan, binlerce öksüz ve yetim çocuğun da ailelerinden kalan fertleri geçindirmek için çalıştıklarını belirtti.

Bu durumda İslam düşmanlarına beddualar okumak yetmez. Bugün İslam ümmetinin yetimlerini kendi derdi olarak görmeyip çoluk-çocuğuyla rahat bir hayat yaşayanlar bu rahatlarını bozup Allah yolunda gayret etmedikleri sürece çocuklarımız yetim kalmaya devam edecektir.

ABD Müslüman Kanına Doymuyor! İki Günde 127 Ölü

İslam dünyasına yönelik saldırılarını kesintisiz sürdüren Amerika’nın Somali ve Pakistan’a insansız savaş uçaklarıyla yaptığı saldırılarda en az 127 Müslüman hayatını kaybetti.

Amerika’nın Somali’deki Hoomboy kentine yönelik saldırısında 41, Jubbada bölgesindeki saldırısında en az 28, Kismayo bölgesindeki saldırısında 20, iki gün içinde diğer bir saldırısında ise en az 38 Müslüman hayatını kaybederken toplam 200’ye yakın Müslüman’ın da yaralandığı bildirildi.

Açlıkla mücadele eden ve Müslümanların yardım yağdırmaya çalıştığı mazlum Somali halkına acımasızca bomba yağdıran Amerika’nın ‘hümanist maskesi’ düşmüştür. Kimyasal silah bahanesi ile Müslüman’lara saldıran Amerika’nın, Somali gibi elinde askerî bir gücü olmayıp ona karşı hiçbir tehdit oluşturmayan bir topluma saldırması, asıl gerekçesinin İSLAM olduğunu açıkça göstermiyor mu?

Hocaefendi Haklı Çıktı!

Condoleezza Rice’tan Arap Baharı İle İlgili İlginç İddia: Süreci Biz Başlattık!

ABD eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın “No Higher Honor: A Memoir of My Years in Washington,” adlı 734 sayfalık son kitabında kamuoyunda Arap Baharı olarak bilinen sürecin, ABD eski Başkanı George Bush’un 2002 yılında duyurduğu ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ olarak bilinen stratejinin sonucu olduğu iddia ediliyor. Kitap, dönemin ABD Başkan Yardımcı Dick Cheney ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’le yaşanan fikir ayrılıkları ve güç mücadeleleri hakkında da bilgi veriyor. Buna göre Rice ve rakiplerinin arasındaki en önemli ayrışma, Irak’a gönderilecek asker sayısı ve terör şüphelilerinin hukuk dışı yöntemlerle ‘kaybedilmeleri’ konusunda oluşuyor.

Condoleezza Rice, USA Today Gazetesi’ne verdiği röportajında da;“Bugün Ortadoğu’da demokratikleşme olarak bahsedilen değişim süreci, benim çok gurur duyduğum bir şey. Bunda rolümüz olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Condoleezza Rice’ın bu açıklaması; henüz Tunus devriminin ilk günlerinde, ‘normal şartlarda lidersiz, eğitimsiz ve zeminsiz bir halk devriminin mümkün olamayacağını’ tüm eleştirilere rağmen defeatle ifade eden Alparslan Kuytul Hoca Efendiyi haklı çıkardı. Ve bu açıklama Arap Baharı sürecinin ‘domino etkisi’ ile değil ‘Amerika etkisi’ ile olduğunu da ortaya koymuş oldu. Müslümanlar bu devrimlerden mümkün olduğu kadar istifade etmeliler fakat kendi devrimleri olmayıp sahte bir devrim olduğu gerçeğini unutmadan!