Güncel

Yine Mağlup Olacaklar…

Paylaş:

İsrailoğulları…

Tarihi, ihanetlerle dolu… Önce Allah’a asi oldular, şirki bırakıp zilleti terk etmediler. Özgürlüğe layık değildiler, hep güçlülere boyun eğdiler. Krallarla beraber olup halkı ezdiler.

Sonra Rasullere ihanet ettiler. İsrailoğulları… Tarihi, katliamlarla dolu... Nebileri haksız yere öldürüyorlardı. Onlarcasını katlettiler, halbuki peygamberler onlara adam olmayı, insan olmayı, mü’min olmayı öğretmek için gelmişlerdi. Nafile; Allah’ın sevdiklerini sevmediler, Allah’ın övdüklerini övmediler, Allah’ın dostlarını dost edinmediler.

Ne Musa Aleyhisselam’ın kıymetini bildiler ne Davud Peygamberin; ne Yahya Aleyhisselam’ın Allah Azze ve Celle katındaki değerini anladılar ne de İsa Aleyhisselam’ın… Hepsine karşı geldiler, bunlar hak tanımaz, iyilik anlamaz insanlar. İyileri sevmez, muttakilere kıymet vermezler.

Peygamber katilleri…

Öldürmeye ilkin Nebilerden başladılar, önce iyilere düşman oldular. Ve önce krallarla dost oldular. Musibet üstüne musibete uğradılar, akıllansınlar diye, tövbe edip kötülüklerden dönsünler diye. Bir tek hidayeti sevmediler, hidayeti anlamadılar, dürüstlüğü başaramadılar… Hadsizlik tabiatları, ihanet karakterleri, kalleşlik vasıfları oldu. Bu sebeple “İsrailoğullarından küfre sapanlar Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlendiler. Çünkü onlar isyan etmişlerdi ve sınırı aşmışlardı.”1

Tağutlara kulluk, Firavunlara el pençe durmak adetleridir. Korkaklık, kalleşlik, yeryüzünde fesat çıkarmak değişmeyen karakterleridir. Zalimlere pısırık, salihlere cevval olurlar. Ne savaşmayı bilirler ne sözde durmayı. Ne itaati bilirler ne sabrı. Ne doğruluğu bilirler ne merhameti… Hz. Musa’nın kıymetini bilmeyenler, Son Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in kıymetini bilirler mi? Hz. İsa’yı öldürmek isteyenler Son Peygamberi öldürmek istemez mi? 

Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile savaşanlar O’nun ümmeti ile savaşmaz mı? Dünyanın en temiz, en iyi, Allah’ın en sevdiği kuluna suikast tertipleyen bir milletin torunları; o tertemiz ve masum Peygamberin ümmetine kast etmez mi?

Çocuk katilleri…

Sonra da bebeleri, küçük yavruları kundakta öldürdüler. Ekmek almaya gitmişlerdi, bayramlık elbiselerini giymişlerdi... Cansız bedenlerle döndüler... Kimi bir kimi üç kimi on yaşında kimi daha üç aylık… Hepsi de masum ve tertemiz. İki kardeş, üç kardeş aynı füzenin, aynı canilerin kurbanları... “En- Nekbe” (büyük musibet) gününden beri on binlerce Kudüslü /Filistinli çocuğu öldürdüler. Şimdi ise altmıştan fazla... Onlara katiller demek kifayet etmez, cürümlerini anlatmaya kâfi gelmez. Onlara teröristler demek de yeterli gelmez. Onlara ancak “küfürleri, zulümleri ve attıkları iftiraları nedeniyle Allah’ın lanetledikleri” denilebilir.

Ne savaşmayı bilirler ne ölmeyi…

“Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar.”2 Ne cesaret vardır onlarda ne kahramanlık… Kıstırıldıklarında ağlarlar. Küçücük Filistinli çocuklardan korkarlar utanmadan, silah doğrulturlar küçük kızlara. En çok taş atan yiğit gençlerden korkar kalleşler. Bir KASSAM yeter, bir KUDÜS SERİYYELERİ hakkından gelir onların Allah’ın izni ile... İşbirlikçi, hain ve satılmış liderler ve rejimlerle işi bitirdiklerini sanadursunlar; direnişçiler daha işe yeni/yeniden başladılar bile…

Kim korkar zulümden, zalimden, Siyonist katillerden! Çocukları ve gençleri korkmayan bir ümmetin büyük kahramanları korkar mı? Hayber’in kahramanlarının torunları, kaleler ardında gizlenenlerden hiç çekinir mi?

En çok çocuklardan korkuyor Siyonist katiller. En çok çocukları öldürüyorlar. Ne bir havan mermisi ne bir füze ne de gelişmiş uçaklardan atılan akıllı (!) bombalar, Allah yolunda savaşanları mağlup edebilir. Anlamıyorlar; şehitler ölmezler, dirilirler ama aynı zamanda diriltirler. Milyonları uyandırırlar. Toprağa düşen bir mübarek kan yüzlerce, binlerce imanı harekete geçirir, bir yeni Kudüs savaşçısı yapar. Bir ölürüz, bin diriliriz fakat anlamazlar, anlayamazlar. Onlar sadece zahiri güce inanır, ona taparlar. ABD ve müttefiklerine güvenirler. Görünmeyen güce, görünmeyen ordulara inanmazlar.

Ne Bedir’i anladılar ne Hayber’i. Ne Hz. Ali’yi tanırlar ne Hz. Ömer’i. Ne Selahaddin’i hatırlarlar ne de Fatih’i ve Abdülhamid’i… Evet onlar İzzettin el Kassam’ı da Ahmed Yasin’i de Abbas Musavi’yi de Rantisi’yi de unuttular. Onlar hep unuturlar; çünkü Allah’ı unuttular, O da onlara kendilerini unutturdu. Unuttukça azdılar, azdıkça saldırganlaştılar. Saldırdıkça Allah onları mağlup etti.

Yine mağlup olacaklar…

  1. Maide, 78
  2. Haşr, 14