Yarattığını en güzel şekilde yaratan Rabbimiz biz insanlara diğer canlılardan farklı olarak düşünebilme yeteneğini bahşetmiştir. Kur’an’da birçok ayette “Akıl etmez misiniz?”, “Düşünmez misiniz?” ifadeleri geçmektedir. Peki, nedir düşünmek? Yaşadığımız internet çağında bir tıkla milyarlarca bilgiye ulaşan bizlerin bu karmaşık ağ sistemine ve gelişimine gün geçtikçe hayreti artmaktadır. Esasında bu gelişme düşünebilme yeteneğimizin tecellisi ve tıkır tıkır işlemesiyle meydana gelmektedir. Bir göz kırpma gibi basit görünen bir hareketimiz dahi milyonlarca sinir hücresinin birlikteliğiyle oluşmaktadır. Bu sistemin mükemmelliğini bir nebze de olsa anlamaya çalışalım.
Sinir sistemi, canlıların içsel ve dışsal çevresini algılamasını sağlayan, bilgi elde eden ve elde edilen bilgiyi işleyen, vücut içerisindeki hücrelerin ağı sayesinde sinyallerin farklı bölgelere iletimini sağlayan, organların, kasların aktivitelerini düzenleyen bir organ sistemidir. Bu şekilde sinir sistemi hareket etme, nefes alma, görme, düşünme ve daha birçok yeteneği kontrol eder ve vücudun tüm bölümlerinin birbirleriyle iletişim kurmasına yardımcı olur. Ayrıca hem vücudun içindeki hem de dışındaki değişikliklere tepki verir. İnsan sinir sisteminde yaklaşık olarak 100 milyar nöron olduğu tahmin edilmektedir. Normal bir sinir hücresi 50.000’den 250.000’e kadar başka nöronlarla bağlantılıdır. Sinir sistemi, mesaj göndermek ve almak için hem elektriksel hem de kimyasal yollar kullanır. İki bölümden oluşur: Merkezî sinir sistemi (MSS) ve çevresel sinir sistemi (ÇSS). MSS, beyin ve omurilikten oluşur. ÇSS, MSS’yi vücudun diğer tüm kısımları ile bağlayan uzun fiberlerden oluşur.
İnsan beyni birçok girinti ve çıkıntısı bulunan karmaşık bir yapıya sahiptir. Yetişkinlerde yaklaşık 1,4 kg ağırlığında olan beyin kan damarları, nöronlar ve yardımcı sinir hücrelerinden meydana gelir. Yaşamın ilk dönemlerinden yetişkinliğe kadar geçen sürede beyin ağırlığı ve yapısı sürekli olarak değişir ve gelişir. Genetik ve çevresel faktörler beyin gelişimini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilir. Beyin kas yapılı bir organ olmayıp çok sayıda nöron ve nörogliadan oluşan kompleks bir yapıdır. Nöronlar (sinir hücreleri) birbirine sinapslar ile bağlanarak kimyasal ve elektriksel iletilerin beynin veya vücudun diğer bölümlerine gönderilmesini sağlar. Nöroglia hücreleri nöronlar için önemli destek yapılardır ve sinir hücrelerinin beslenmesini sağlar. Bunun yanı sıra miyelin (sinir hücresini saran kılıf) oluşturarak sinyal iletimini kolaylaştırır.
Beyni meydana getiren nöronlar ise omurilik aracılığıyla vücuda dağılır, ilgili bölgelerde yanıt oluşturur ve tekrar beyne bilgi getirmekle görevlidir. Beyin gelen bilgiyi alır, işleyip kullanır, yorumlar ve yanıt oluşturur. Böylelikle duygu ve hislerin oluşumu, öğrenme, hafıza gibi bilişsel faaliyetler, doku ve organların çalışması, hormon üretimi, yürüme ve konuşma gibi istemli kas hareketleri, sindirim gibi istemsiz kas hareketleri ve birçok faaliyetler yerine getirilir.
Serebrum, beyni oluşturan en büyük kısımdır. Görme, işitme, konuşma, öğrenme, problem çözme, duygu oluşumu, düşünme, hareket kontrolü gibi işlevlerde rol oynar.
Beynin tabanında yer alan beyin sapı beynin diğer bölümlerini omuriliğe bağlayan yapıdır. Göz hareketleri, baş ve gövdenin reflekslerini, yüz duyusu ve hareketleri, çiğneme, tükürük ve tat alma, gözyaşı üretimi, işitme ve dengenin koordine edilmesi gibi görevlere sahiptir. Ayrıca kan akışı, nefes alışverişi, kalp ritminin ayarlanması, kusma, yutma, öksürme, hapşırma ve benzeri refleksleri düzenler.
Beyincik; esas olarak kas tonusu ayarı, uzuvların pozisyonu, kişinin duruşunun korunması, dengenin korunması gibi otomatik hareketlerin yerine getirilmesini sağlar. 50 milyardan fazla (beyindeki tüm sinir hücrelerinin yarısından fazla) sinir hücresi barındırır. Yeni çalışmalara göre beyincik sıklıkla yapılan eylemler ve öğrenilmiş becerilere ait bilgileri depolayabilme yeteneğine sahip olabilir.
Bu denli öneme sahip olan bir organ etrafını tamamen çevreleyen sert bir kemik olan kafatası ile korunmaktadır. Ayrıca beyin meninksler (beyin ve omuriliği sarmalayan üç katlı zar) ile çevrilidir. Beyin zarları sert zar (dura mater), örümceksi zar (araknoid mater) ve ince zar (pia mater) bölümlerinden oluşur. Beyin omurilik sıvısı, araknoid mater ile pia mater arasındaki subaraknoid boşlukta bulunur. Bu zarların temel işlevi, merkezi sinir sistemini korumaktır. Beyinde ayrıca beyin omurilik sıvısı (BOS) içeren ventrikül adı verilen boşluklar da bulunur. Beyin omurilik sıvısı, beyin ve omuriliği çevreleyen, berrak ve renksiz bir sıvıdır. Merkezi sinir sistemini mekanik darbelerden korur, besin ve atık maddelerin taşınmasını sağlar. BOS’un dengeli üretimi ve dolaşımı, sinir sistemi sağlığı için hayati öneme sahiptir.
Omurilik, omurga denilen kemik bir yapının içinde boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan ve ortasında yine boydan boya bir kanal içeren merkezî sinir sisteminin bir parçasıdır. Omurilik; solunum, sindirim, boşaltım ve dolaşım sistemlerinin çalışmasını düzenlemede görevlidir. Çiğneme, öksürme, hapşırma ya da kusma gibi vücut işlevinde yer alan hareketler omurilik tarafından gerçekleştirilir. Omurilikte 31 çift sinir ve sinir kökü yer alır.
Çevresel sinir sistemi tüm vücuda dağılan bir sinir ağıdır. Bu sinirler, merkezî sinir sistemi ile organ ve uzuvlar arasındaki iletişimi sağlar. Çevresel sinir sisteminde bazı mesajlar gözlerde, kulaklarda, burunda, dilde ve deride oluşur ve beyne iletilir. Bazı mesajlar ise beyinde oluşur ve daha sonra vücudun diğer bölgelerine taşınır. Örneğin duman kokusu alırsanız mesaj burnunuzdan beyninize gider. Daha sonra beyniniz olup bitenler hakkında düşünmenizi sağlar ve kaslarınıza sizi tehlikeden korumak amacıyla hareket etmeleri için mesaj gönderir. Çevresel sinir sistemi kraniyal sinirlerin kafatasından ayrılmasıyla başlar. İnsandaki kraniyal sinirleri toplam 12 sinirden oluşur. Tümü beyin tabanından çıkarak kafatasındaki deliklerden geçerler. Çevresel sinir sistemi de ikiye ayrılır. Bunlar somatik sinir sistemi ve otonom sinir sistemidir.
Somatik sinir sistemi, deri ve kaslara kadar uzanan ve bilinçli bir şekilde yapılan faaliyetlerde görev alan sinirlerden oluşur. Somatik sinir sisteminin iki ana işlevi vardır. Birincisi sinirler aracılığıyla duyu organlarından alınan bilginin beyne taşınmasıdır. Örneğin duman kokusunun alınması somatik sinir sistemi aracılığıyla gerçekleşir. İkinci işlevi ise beyinden gelen komutları kaslara taşıyarak hareketi sağlamasıdır. Örneğin duman kokusunu aldıktan sonraki hareket işlemi yine somatik sinir sistemi aracılığıyla oluşur.
Otonom sinir sistemi, beyin ile iç organların çoğunu birbirine bağlayan sinir sisteminden oluşur. Vücutta bilinçsiz şekilde gerçekleşen süreçleri kontrol eder. Bunlar, uyanıkken veya uykudayken düşünülmeyen ve beynin otomatik yönettiği süreçlerdir. Örneğin nefes alınması, midenin sindirim yapması, bağırsaklardan emilimin gerçekleşmesi, kalp atım hızının ve kan basıncının ayarlanması, göz bebeğinin büyüyüp küçülmesi otonom sinir sistemi aracılığıyla gerçekleşir.
Şu anda gerçekleştirdiğimiz okuma eylemi ne kadar da basit görünüyordu değil mi? Halbuki ibret nazarıyla bakar isek görme, dokunma, nefes alma, anlama ve düşünme gibi birçok açıdan çok meşakkatli eylemler gerçekleştiriyoruz. Düşüncelerimizin gönüllerdeki imanlarımızı tazelemesi temennisiyle…
1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Sinir_h%C3%BCcresi
2. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/sinir-sistemi-nedir-sinir-sistemini-olusturan-organlar-neler
