Makale

Ramazan Ayı ve Ümmet Olmak

Paylaş:

Verdiği maddi ve manevi nimetlerden dolayı Rabbimize şanına yakışan hamd ile hamd olsun. Manevi nimetlerin en büyüklerinden olan, İslam’ı bilmeyi ve yaşamayı çilekeş hayatına borçlu olduğumuz İslam davasının önderi Peygamberimize salat-u selam olsun.

Seçmek, Allah Azze ve Celle’nin sünnetlerindendir. İnsanlar arasından bazı insanları, toplumlar içinden bazı toplumları, mekanlardan bazı mekanları seçip diğerlerine üstün tutmuştur. Her şey birbiri ile aynı tutulmamıştır yani… Zamanın içinden bazı zamanlar da bu sünnetullahın bir parçası olarak seçilmiştir. Aslında zamanın kendisi çok kıymetlidir. Her saat her dakika, geri gelmeyecek fırsatlardır. Rabbimiz bunu bize Asr Suresi’nde öğretti. Fakat içinde yaşanan tarihi ve insanlığı etkileyecek olaylardan dolayı bazı zamanlar seçilir. İşte Ramazan Ayı böyle seçilmiş bir aydır. Ramazan Ayının seçilmesinin sebebi ise bu ayda insanlığa medeniyeti öğreten, kendisine uyanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran, doğru yolu gösteren en büyük kitap Kur’an-ı Kerim’in nazil olmasıdır. Ramazan Ayını farz kılan ayette “Ramazan Ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur‘an onda indirilmiştir”1 diyerek Ramazan Ayının sebebini Kur’an’a bağlamıştır. Böylelikle Ramazan Ayı, Kur’an ayı olarak ilan edilmiş ve Kur’an’ın indirilmesine hürmeten oruç ve diğer ibadetlerle geçirilmesi istenerek bir eğitim ayına dönüştürülmüştür.

Rab olan yani terbiye eden, eğitimci olan ilahımız bu tür ibadetlerle insanı terbiye etmeyi amaçlamaktadır. İnsan bu eğitimlerin sonucunda değişecek ve Kur’an’ın istediği bir model olarak dirilecektir. Merhametli Rabbimiz sadece insandan ne beklediğini, neler yapmasını ve nasıl yaşamasını istediğini belirtmekle kalmamış bu tür eğitimlerle pratiğini de yaşatıp yardımcı olmuştur. Beş vakit namaz ayrı bir eğitim, hac bir eğitim olduğu gibi Ramazan Ayı da Kur’an’la, oruç ve diğer ibadetlerle birbirini tamamlayarak insanı yetiştiren ayrı bir eğitimdir. Ramazan Ayı insanı Kur’an’a yaklaştırarak bu eğitimi gerçekleştirir. Ölü kalplerin dirilmesi, önemli hakikatlerin unutulmaması, insanın sorumluluklarını yerine getirecek bir olgunluğa, mücadeleden kaçmayacak bir duruşa sahip olabilmesi için Ramazan Ayının eğitiminden geçmesi şarttır. Zira din, değiştirmeye geldi. Öyle alelade bir değişiklik de değil; kökten, tamamen değiştirip diriltmeye geldi. Bunun için insanın iradesinin güçlenmesine, duygularının tazelenmesine ihtiyacı var. İrade ve duygu…  Ramazan Ayında bir taraftan oruçla insan sabrı ve iradesini kullanmayı öğrenirken diğer taraftan nefsin zayıflaması sebebi ile kalp ve duygular kuvvetlenir. Yumuşayan ve Kur’an’a hazır hale gelen kalp, ayetleri okudukça dirilir. İşte bu diriliş, işte bu duygu ve irade gücü insanın yeryüzündeki halifelik misyonunu üstlenmesi açısından en önemli unsurlardır. Aksi takdirde insan yeryüzündeki halifelik misyonunu üstlenemez. Müslümanların halifelik misyonunu üstlenememesi ise yeryüzü için tam bir felakettir. Bunun manası yeryüzü idareciliğinin yerleri ve gökleri yaratan ilah adına yönetecek adil, barışçıl, insanı ve hayatı önemseyen ölçü ve değerlere sahip bir kesimden ilah tanımayan, kutsala dayanmayan, insan ve hayatına değil sadece menfaatlere değer veren, yeryüzünü kan ve gözyaşına bulayacak aşağılık ölçülere sahip bir kesimin eline geçmesidir.

Şu anda tam olarak yaşadığımız bu. Dünya hiç iyiye gitmiyor ve herkes bunun farkında. Hiç kimse böyle bir dünyada yaşamak istemiyor ve gerçekte insan olan hiç kimse de böyle bir dünyada yaşamayı hak etmiyor. Savaşlar, artan zulümler, ırkçılık, haksızlık, ekonomik sorunlar, toplumsal kargaşa, ahlaksızlık, cinayetler vs. almış başını gidiyor. Artık kimse ile şunu tartışmamıza gerek kalmadı: Bu dünya değişmeli, yeni bir düzen kurulmalı. Tüm dünyanın masum halkları olarak bu konuda hemfikiriz. Farklı görüş, din ve ırk sahiplerinin bu konuda birleşmesi ümit verici bir gelişme olarak görülebilir. Zulüm şüphesiz ki uyandırıcı bir etkiye sahip ve biz şu anda zulmün insanlığı uyandırmaya başladığını görüyoruz. Peki ya çözüm? Müslümanlar olarak şunu bilmeliyiz ki yeryüzünün yegâne hak dini İslam’ın mensupları olarak çözüm bizdedir. Aslında sorun da bizden kaynaklanmıştır. Eğer bizler Kur’an’a yüz çevirmemiş, onun düsturlarını terk etmemiş olsaydık halen yeryüzünü adaletle idare ediyor olacaktık. Öyleyse çözüm Müslümanların yeniden özüne dönmesi, Kur’an’a yönelmesi ve bu şekilde dirilip eski canlılığına kavuşmasıdır. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki: “Allah bu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir, bazılarını da alçaltır.”2 İşte Ramazan Ayı Kur’an’la bu dirilişin gerçekleşmesi istenen, Kur’an’ın okunacağı, anlaşılacağı, herkesin yüzünü Kur’an’a döneceği ve O'na teslim olacağı bir ay olması için seçildi. Oruçla çelikleşen iradenin cihada ve sorumluluğa hazır olması için seçildi. Oruçla yumuşayan kalplere Kur’an ayetlerinin tek tek dikilmesi ve kalplere baharın gelmesi için seçildi. Kur’an bahardır. Rasulullah buyurdu: “Ya Rabbi, Kur’an’ı kalbimin baharı eyle.”3 Ramazan Ayı ise Kur’an ayı olduğu için bahar ayı olmalıdır. Bu şekilde fert fert dirilerek topyekûn diriliş gerçekleşmesi beklendi.

Ramazan Ayı sorumsuzluğun günahına dalmış, gafil Müslümanı bir anda rahmete gark etmek için gelmedi. Ramazan Ayı Kur’an’a yaklaşıp değişime giren ve geçmişine tevbe eden Müslümanı kurtarmak için geldi. Ve Ramazan Ayı sihirli bir değnekle insanları birdenbire değiştirmek için değil, değişime ortam hazırlamak, duyguları tazelemek için olanaklar sunmaya geldi.

Müslümanlar olarak yanlış anlıyoruz her şeyi… Her fırsatı değişim için değil tembelliğimize, gafletimize perde yapmaya çalışıyoruz. Ramazan Ayı evet rahmettir, fakat kim için? Mağfirettir, cehennemden kurtuluştur ama kime? Bunu söyleyen Peygamber Efendimiz: “Ramazan Ayı geldiği halde hakkıyla değerlendirmeyenlerin burnu yerde sürtülsün”4 dememiş miydi? Hakkıyla değerlendirenler, Ramazan Ayını idrak edenler ve Ramazan Ayıyla dirilenlerdir. Bu dirilmenin gerçekleşmesi için Allah Azze ve Celle Ramazan Ayını içinde her çeşit yiyeceklerin olduğu bir ziyafet gibi önümüze serdi. Bu şekilde Ramazan Ayında insan Kur’an’a yönelerek ve onu bir kez daha anlayarak vazifesini hatırlar, oruçla sabrı öğrenerek iradesini güçlendirir, ibadet ve dualarla Allah’a yaklaşır ve duyguları tazelenir. Ayrıca bedenen de mücadelenin zorluklarına yani açlık ve uykusuzluğa alışır. Bu arada kirlenmiş kalbi temizlenir ve bedenen de sıhhat bulur. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu: “Oruç tutunuz ki (madden ve manen) sıhhat bulasınız.”5 Ve insan bütün bunların sonunda vazifelerini yerine getirmek için gerekli duyarlılığa ulaşır. Aslolan ve amaçlanan da insanın gereken sorumluluk bilincine ulaşmasıdır zaten. Ramazan Ayı da bunun için önemli vesilelerdendir.

Bu Ramazan Ayı ve sonrasının nefsimizin ve Ümmet-i Muhammed’in dirilişine vesile olmasını Rabbimizden niyaz ederiz.

  1. Bakara, 185
  2. İbn-i Mace, Mukaddime, 16
  3. İbn Ebi Şeybe, 10/53
  4. Tirmizi, Deavat, 100
  5. Heysemi, 203