Kitap Tanıtımı

Modernizm Çıkmazından Hakiki Medeniyete...

Paylaş:

 

Çağdaş İslami düşüncenin önemli isimlerinden Ali Şeriati, "Medeniyet ve Modernizm" adlı eserinde İslam’ı sadece bir inanç sistemi değil, toplumsal hayatı dönüştüren bir nizam olarak tanımlıyor. Şeriati’nin imgesel ve bir o kadar da gerçekçi tespitleriyle modern dünyanın sorunlarına ışık tuttuğu bu önemli kitabı, tanıtım yazımızda sizler için ele aldık.

Medeniyet ve Modernizm Kitabına Genel Bakış

Çağdaş İslami düşüncenin öncü isimlerinden Ali Şeriati, Medeniyet ve Modernizm kitabını iki bölümde çeşitli alt başlıklara temas etmek sureti ile tasnif etmiştir. Yapmış olduğu tasnifin ilk bölümünde günümüz dünyasında kalıplaşan yanlış algılar arasında yer alan medeniyet ve modernizm kavramlarını, bu kavramların meydana getirdiği   alinasyon (yabancılaşma) ve asimilasyon kavramlarını kaleme almıştır. Bu kavramların yanı sıra aydın kavramını da ele alan yazarımız okurlarına gerçek aydının hangi vasıflara sahip olması gerektiğini ve bir aydının en önemli sıfatlarından bir tanesinin toplumunun içinde bulunduğu sorunlarla yakından ilgilenen, toplumu için adeta bir kandil olabilme potansiyeline sahip kimseler olduklarını vurgulamıştır.

Şeriati dünya Müslümanlarının tarihlerinden, medeniyetlerden hatta bu değerlerden daha acı olarak dinlerinden koparılarak Batı medeniyetinin değerlerine ve yaşam tarzına asimile edildiklerini ele aldığı bölümde asimilasyon kavramının etkisini şu şekilde tanımlamaktadır: “Bu, Müslüman ve Batılı olmayan bütün ülkelerin karşılaştığı zorluk ve gerilimlerin kökünde yatan bir kelimedir. Bu terim, bilinçli veya bilinçsiz olarak bir başkasının yaşayış tarzını taklit etmeye başlayan bir kişinin davranışları için kullanılır. Bu hastalığa yakalanan herhangi bir insan, kendi kökenini, ulusal, kültürel ve karakterini çizen özelliklerini unutur; hatırlarsa bile onlara karşı korkunç bir nefret duyar. Bütün sosyal bağlarından koparak düşünüp taşınmadan, kayıtsız-şartsız kendini bir başkasını taklit etmeye koyuverir. Kendinde keşfettiği ayrıcalık ve büyüklüğü elde edeceği görüşüyle, nefretini çeken belli bir kültür ve topluma olan bağlılığından dolayı, içinde görmeye başladığı şu iğrenç unsurlardan kurtulmaya çabalar.”1 Asimilasyon kavramının yanı sıra ‘alinasyon’ kavramına da önemli bir yer ayıran Şeriati bu kavramı: “Basitçe kendi benliğini unutma, farkında olmama veya benimsememe demektir” ifadeleri ile tanımlamaktadır. Yaptığı tanımlama sonrasında: “Yani kişi benliğini kaybeder ve içinde bir başka şeyin veya kişinin olduğunu sezer. Bu ciddi bir sosyal ve manevi hastalıktır.” açıklaması ile bu kavram hakkında “sosyal ve manevi bir hastalık” tanısında bulunmuştur. Ali Şeriati alinasyonu açıkladıktan sonra alinasyon kavramı ile yakından ilişkili olan kültür kavramının tanımına yer vermiştir: “Kültür, bir ulusun tarihi boyunca biriktirip, kendine özgü bir şekil verdiği zihni, manevi, sanatsal, tarihi, edebi, dini ve duygusal birikimlerinin semboller, işaretler, gelenekler, âdet, sosyal yaşantı ve anıtlar şeklinde ortaya çıkmasıdır. Bu birikimler, o ulusun acılarını, itilimlerini, karakterini, sosyal özelliklerini, hayat tarzını, sosyal ilişkilerini ve ekonomik yapısını simgeler.”

İlerleyen sayfalarda kültür kavramını medeniyet terimi ile genişleten Şeriati; medeniyetin ne olduğu, modern olmak ile medeni olmanın aynı şey demek olmadığı ve bir hayat nizamında veyahut yönetim sisteminde medeniyet rüzgarının estiğini iddia edebilmek için o nizamda birtakım değerlerin bulunması gerekliliği üzerinde durmuştur: “Medeniyet insanın yücelme merhalelerinden ibaret bir merhaledir. Medeniyet, her yeteneğin onda açılıp gelişebileceği elverişli bir ortamdır.” Bu satırların ardından modern olmak ile medeni olmanın aynı şey olmadığına temas eden Şeriati, çağımızın idrak etmesi gereken en önemli değer ayrımlarından biri olan bu farkı şu ifadeler ile izah etmiştir: “Medeniyeti gözle görülebilir nesnel bir şey telakki edenler için fertlerin servetleri, üretim-tüketim hayatı, apartman ve bunun gibi dış görünüşler önemlidir. Oysa medenileşme, ruhsal bir olay, manevi ve fikri bir yükselme derecesidir. Dolayısıyla medeniyeti, fertlerin düşünce, görüş tarzı, duyuş ve bilgi düzeylerinden anlamak mümkündür. Buna göre Hint medeniyeti, Amerikan medeniyetinden aşağı olmayan bir medeniyettir! Eğer medeniyet düşüncesine bu yaklaşımı uygularsak ve bizim aydınlarımız da medeniyeti insanın evrim sürecindeki bir gelişmesi olarak ele alırlarsa insanları medenileştirmek için -şu andakinden- ayrı bir yöntem seçerlerdi.” Ali Şeriati’nin ortaya koyduğu bu hakikati Alparslan Kuytul Hocaefendi ‘İnsanlığın Kurtuluşu ve İslam’ konulu konferansında: “Modern olmak başka medeni olmak başkadır. Bizlere modern hayatı medeni hayat diye gösterdiler. Modern hayat, yaşam araçlarının değişimiyle mümkündür ama medeni olmak bir eğitim meselesidir. Medeni olmak, ruhun ihyacını karşılamadan mümkün değildir.” ifadeleri ile dile getirmiştir.

Yazarımız kitabın ikinci bölümüne doğru ilerlediğimizde daha farklı kavramların tanımı, mahiyeti ve nasıllığı ile karşımıza çıkmaktadır. Bu bölümde aydın ve entelektüel kavramlarına yer veren Şeriati: “Bizim toplumumuzda İslam kültürünü anlamayan aydınlar suni teneffüsle yaşayan insanlar gibidir” ifadeleri ile hem gerçek bir aydının toplum için önemini hem de İslami bir bakışa sahip olmayanların toplumları için kanaat önderi, aydın ve entelektüel olamayacağına dikkat çekmiştir. Toplumuna rehber olma görevini üstlenen aydınlara temas ederken insanlık için en büyük manevi güneşi olan Hz. Peygamber ve O’nun meydana getirdiği nesli örnek vermekten geri durmayan Şeriati, özlenen o büyük aydını şu ifadeler ile izah etmeye çalışmıştır: “Muhammed’in toplumu aynı zamanda birçok derinliğe sahip olan bir toplumdur. Tüm bunlara karşı Muhammed'in iki kapılı kenti Yesrib, kapılarını dünyanın yüzüne doğru açar; kapıların birinden sanki savaştan başka hiçbir şey düşünmeyen ve kandan başka bir şeyin üstünde uyumayan askerlerle, korku dolu bir ordu çıkar. Ve diğer kapıdan da barış ve merhamet dolu, Allah sevgisinin pırıltılarının doğup saçıldığı yüzler dışarı çıkar. Alınlarında imanın ve vefanın dalgaları yükselir; dudakları dindarlıkla süslenmiş, gözleri toprağa dönük, kalpleri göğe yöneliktir.”

1-     Kitap tanıtımında yer verilen dipnotlar Ali Şeriati’nin kaleme aldığı ‘Medeniyet ve Modernizm’ kitabından alıntılanmıştır.