Tarih

Büyük Ortadoğu Projesi’nin Tarihsel Kökenleri

Paylaş:

 

Ortadoğu, hâkim hegemonyanın son bir asırdır coğrafyamızı tanımlamak, başkalaştırmak ve üzerinde istediği gibi tahakküm koyabilmek için ortaya attığı siyasi bir adlandırmadır. Sanayi devrimi ve akabinde yaşanan gelişmeler neticesinde dünyanın merkezi İstanbul’dan batıya çekilmiş, bütün anlatı bu çerçevede tekrardan şekillenmeye başlamıştı. Dünyanın merkezine kendini yerleştiren İngiltere, başlangıç meridyenini dahi Ayasofya’nın kubbesinden Greenwich kasabasına çekmiş doğuyu ve batıyı kendine göre tekrar taksim etmiştir. Uzak Doğu (Çin), Uzak Batı gibi coğrafik tanımlamalar ile birlikte tamamen siyasi bir adlandırma olan Orta Doğu (Middle East) kavramını ortaya atmıştır.

Masa başında cetvelle taksim edilen Osmanlı toprakları üzerinde ortak bir kültür, tarih ve din unsurları esas alınarak Ortadoğu’nun sınırları çizilmiştir. Bir asırdan fazla bir süredir batının her anlamda sömürgeleştirdiği, her türlü kötülüğün, istikrarsızlığın ve terörün ana kaynağı olarak lanse ettiği Ortadoğu üzerinde oynanan en büyük oyunlardan biri “Büyük Ortadoğu Projesi”dir. 21. yüzyılın başlarında ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın ele aldığı “Ortadoğu’nun Dönüşümü” başlıklı makalesinde 22 + 5 ülkenin sınırları ya da rejimleri üzerinde büyük değişimlerin hedeflendiği dile getirilmişti. Adına “Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi ile Müşterek bir Gelecek ve İlerleme için Ortaklık” denilen BOP, aslında bir asırdır sürdürülen hazırlığın son aşamasını teşkil ediyordu. Bu bağlamda ilk önce BOP’a kadar tarihsel süreçte zemin oluşturan antlaşmaları ve BOP kapsamında bilinen antlaşmaları ele alacağız.

Antlaşmalarla BOP’a Giden Tarihsel Süreç

Sykes Picot: 16 Mayıs 1916 tarihinde İngiltere ve Fransa arasında gizli bir şekilde imzalanmış, çıkarlar doğrultusunda daha sonra Rusya da taraflar arasında yer almıştır. Antlaşmaya göre Osmanlı Devleti parçalanarak sömürgeleştirilecektir. Rusya’ya; Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı; Fransa’ya Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları, İngiltere’ye Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya verilecektir.1 Böylelikle Osmanlı'nın hakimiyeti altında yer alan topraklarda İngiltere ve Fransa’nın girişimleriyle birçok yeni devlet kurulmuştur.  Böl, parçala ve yönet stratejisinin ilk adımı bu antlaşma ile yapılmıştır.

Balfour Deklarasyonu: BOP’un en asli unsurlarından biri olan İsrail’in varlığı ve güvenliğini ilk defa sağlayan deklarasyon olarak tarihe geçmiştir. İngiliz manda yönetimi altında Kudüs’te 1917- 1947 yılları arasında İsrail'in kurulmasını sağlayan temel metin olan Balfour Deklarasyonu Britanya Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour ile İngiltere Yahudilerinin ve uluslararası Siyonist örgütlerin liderlerinden Lionel Walter Rothschild’a yazdığı ve İngiliz hükümetinin Filistin topraklarında Yahudiler için milli bir yurt kurulması fikrini desteklediğini açıkladığı bir bildiridir.2 Bu bildirinin akabinde Yahudilerin bölgeye göçü hızlanarak artarken gerekli lojistik desteği sağlayan İngiltere, 20. yüzyılın en büyük siyasi cinayetini işlemiştir. 

San Remo Konferansı ve Sevr Antlaşması: Sykes-Picot gizli yapılan bir anlaşmaydı. Ancak Sevr Antlaşması ile Sykes- Picot sahada hukuki statüye kavuşmuştur. Ortadoğu, Milletler Cemiyeti kılıfı adı altında resmen İngiliz (Irak, Filistin) ve Fransız (Suriye, Lübnan) mandalarına bırakılmıştır. Sömürge paylaşımı konusunda yeterli derecede ikna olmayan İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya San Remo Konferansında bulunmuşlardır. Osmanlıdan elde edilen topraklarda etnik ve mezhepsel unsurlar dikkate alınarak yönetilebilir mikro devletçiklere ve nüfuz alanlarına bölmeyi hedeflemişlerdir.3

Lozan Antlaşması: Modern Türkiye’nin sınırlarının çizildiği ve Osmanlı’nın Ortadoğu’daki bütün topraklarının yönetimini Avrupa Devletlerine resmi olarak bırakıldığını belgeleyen antlaşma olmuştur. Musul meselesi sonradan İngiliz mandasındaki Irak lehine çözülerek bölgedeki Batı kontrolü pekiştirilmiştir. Lozan Antlaşması ile her ne kadar Türkiye'nin Ortadoğu’dan koparılıp modern Avrupa devletleri içerisinde yer aldığı sanılsa da aslında Türkiye sadece meşru haklarından isteyerek vazgeçmiştir.

Bağdat Paktı (CENTO): İngiltere, Fransa ve Rusya başta olmak üzere bölgede devam eden stratejik üstünlük antlaşmalar ile doğrudan ya da dolaylı bir şekilde kendini göstermiştir. Sovyetler’in Ortadoğu’ya inmesini engellemek için kurulan güvenlik kuşağı İngiltere, Türkiye, Irak, İran ve Pakistan arasında imzalanmış, Irak’taki 1958 darbesiyle sarsılmıştır.4 Kurulmasından kısa bir süre sonra Rusya öncülüğünde Varşova Paktı imzalanmıştır.

Camp David Sözleşmeleri: İşgalci İsrail’in kurulmasının akabinde Arap ülkeleri 1948, 1967 ve 1973 yıllarında işgal politikalarını engellemek ve bölgedeki etkinliğini kırmak için savaşmışlardır. Nasırcılar olarak da ifade edilen milli Arap Cephesi ABD’nin müdahalesi ile dağılmıştır. ABD arabuluculuğunda Mısır ve İsrail arasında imzalanan barış antlaşmasıyla İsrail’in güney cephesi tamamen güven altına alınmıştır. Arap ittifakı ilk kez kırılmış, Mısır’ın saf değiştirmesiyle Ortadoğu’daki güç dengesi ABD ve İsrail lehine radikal biçimde değişmiştir.5

Oslo I ve II İlkeler Bildirgesi: Bu bildirgeler ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), İsrail’in barış ve güvenlik içinde yaşama hakkını resmen tanıdı. Batı Şeria üç farklı idari bölgeye ayrıldı.6 FKÖ’nün İsrail ile Filistin’e sınırlı özerklik tanıyan ancak nihai statü sorunlarını (Kudüs, mülteciler, sınırlar) çözemediği için günümüzdeki çıkmazın zeminini oluşturan anlaşmalar dizisi meydana gelmiş oldu.

Sykes Picot, Sevr ve Lozan Antlaşmaları neticesinde bölgede icat edilen mikro devletlerin sınırları, yönetim biçimleri, kimlerin yöneteceği dönem dönem İngiltere ya da ABD’nin kontrolünde 21. yüzyıl başlarına kadar devam etmiştir. Suriye’de sayıları toplam nüfusun %10’u olan Nusayrileri, Irak’ta %33’e tekabül eden Sünnilerden Becat aşiretini iktidara getiren sömürge güçleri bölgede her daim kaos ve istikrarsızlık meydana getirerek amaçlarına doğrudan ulaşmaya çalışmışlardır. 80 yıl bölgede toplum mühendisliği yapan Batı, nihai amaçlarını gerçekleştirmek için BOP’u uygulamaya başlamıştır. BOP’un hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen; G8 Sea Island Zirvesi, JCPOA (İran Nükleer Anlaşması), İbrahim Anlaşmaları (Abraham Accords), El-Ula Bildirisi ve Pekin Anlaşması (Suudi Arabistan- İran Normalleşmesi) titizlikle incelenmesi gereken antlaşmalardır.

 

1-     Mustafa Yahya Metintaş, “Sykes-Picot Antlaşmasından 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ne Kadar İngiltere ve Fransa’nın Kıbrıs Politikaları”, Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi Yakın Tarih Dergisi 1, sy. 1 (2017): 45.

2-     İnsamer, “Ortadoğu’nun Kaderini Değiştiren Mektup: Balfour Deklarasyonu”,  https://www.insamer.com/tr/ortadogunun-kaderini-degistiren-mektup-balfour-deklarasyonu_965.html.

3-     Ömer Osman Umar ve Melek Yenişu, “Gizli Antlaşmalar Çerçevesinde San Remo Konferansı’nda Ortadoğu’yu Şekillendirme Çabaları”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 36, sy. 101 (2020), s.52.

4-     Office of the Historian, “Camp David Accords and the Arab-Israeli Peace Process”, https://history.state.gov/milestones/1977-1980/camp-david.

5-     Camp David Anlaşmasının Detayları İçin: https://www.peaceau.org/uploads/camp-david-accords-egypt-1978.pdf, s.e.t. 05.07.2025.

6-      United Nations,  https://www.un.org/unispal/document/auto-insert-185434/