Makale

Filistin Meselesinin Perde Arkasındakiler: Amerikan Evanjelikleri ve Hristiyan Siyonizmi

Paylaş:

Filistin Meselesinin Perde Arkasındakiler: Amerikan Evanjelikleri ve Hristiyan Siyonizmi

Yahudilikte “Arz-ı Mev’ud” olarak bilinen anlayışa göre Tanrı, Hz. İbrahim’in yolculuk yaptığı güzergâhı ona ve soyundan gelenlere vermeyi vaat etmiştir.1 Yahudi kutsal kitaplarında yer alan bu anlayış özellikle 19. yüzyıldan itibaren siyasi olarak “Siyonizm” olarak isimlendirilmiştir. Fakat henüz Siyonizm akımı ortaya çıkmadan önce Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşmesi meselesi Hristiyan teologlar arasında tartışılan bir konu olmuş daha sonraları ise Avrupa devletlerinin emperyalist emellerine ulaşmalarına katkı sağlayacağı düşünüldüğünden dolayı siyasi bir akıma dönüşmüştür. Hristiyan Siyonizmi olarak adlandırılan teolojik ve siyasi bu akıma göre Yahudilerin Filistin topraklarına dönmesi, İsrail devletinin varlığı ve İncil'deki kehanetlerin gerçekleşmesi gibi olaylar İsa Mesih'in ikinci gelişi için ön koşul olarak kabul edilmektedir. Çünkü onlara göre İsa Mesih bin yıllık krallığı kurmak için dünyaya yeniden gelecektir. İsa Mesih gelmeden önce Yahudilerin Filistin topraklarına tekrar dönmeleri gerekmekte ve İsa’nın gelişinden önce ya da sonra Yahudilerin Hristiyanlığa geçeceğine inanılmaktadır. Bu anlayışa göre Yahudilere (günümüzde İsrail devletine) askeri, siyasi, ekonomik vb. alanlarda yardım etmek dolaylı olarak Hristiyanlığa hizmet etmek anlamına gelmektedir.

Hristiyan Siyonizmi farklı görüş ve grupları kuşatan şemsiye bir kavram olsa da bu gruplar arasında ortak bazı temel görüşler bulunmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:

1.      Kutsal Metinlere Lafzi Yaklaşım: Hristiyan Siyonistler Kitab-ı Mukaddes’te yer alan ifadeleri tamamen zahiri bir biçimde literal, yani metnin yoruma tabi tutulmadan lafzi anlamının esas alınması olarak değerlendirmektedirler.  Bu yönüyle, örneğin Eski Ahit'te yer alan Yahudilerin seçilmişliği, vaat edilmiş topraklar meselesi tamamen zahiri olarak anlaşılmış ve Yahudilere bu konuda destek verilmiştir. Normal şartlarda Hristiyanlar tarih boyunca Yahudilerle düşmanlık içerisinde bulunmuş olsalar da kutsal kitabı lafzi olarak değerlendirmelerinden dolayı onlara destek verme görüşünü benimsemişlerdir.

 

2.      Armageddon Savaşı: Hristiyan Siyonistlere göre yaratılıştan dünyanın sonuna kadar olan tarihi süreç yedi döneme ayrılmıştır. Şu anda “Kilise Çağı” olarak adlandırılan altıncı dönem yaşanmakta ve bu dönem de diğer dönemler gibi insanlık için büyük felaketlerle sona erecektir. Altıncı dönemin sonunda Deccal ve işbirlikçileri İsrail’in kuzeyindeki “Megiddo” ovasında Yahudilerle savaşacaktır. Armageddon adı verilen bu savaşın sonunda Yahudi liderleri İsa Mesih hakkında hata ettiklerini fark ederek din değiştirecek ve Hristiyan olacaklardır. Armageddon Savaşı ile bu çağın kapanacağına, İsa Mesih’in yeryüzüne tekrar döneceğine ve Kudüs merkezli tanrısal bir krallık kurulacağına ek olarak Hristiyanların bu krallıkta 1000 yıl sürecek altın bir çağ yaşayacağına inanılmaktadır.

 

 

3.      Yahudilere/İsrail’e Yönelik İnanç ve Beklentiler: Hristiyan Siyonistlerin Yahudilerle ilgili bir dizi pragmatik inanç ve beklentileri bulunmaktadır. Hristiyan Siyonistler Kitab-ı Mukaddes’te İbrahim’le yapılan ahitte ifade edildiği için Filistin topraklarının Tanrı tarafından Yahudilere yurt olarak verildiğini kabul ederler. Buna ek olarak tüm dünyadaki Yahudilerin Filistin topraklarına gelmesi ve burada bir devlet kurmaları için gayret göstermenin Hristiyanlar için dini bir görev olduğunu savunurlar. Bu bağlamda özellikle İsrail’in kurulmasıyla birlikte bu devlete her türlü desteği sağlamayı gerekli görmüşlerdir. Evanjelik bir Hristiyan Siyonist olan John Hagee’nin “ABD İsrail’i desteklemeyi bırakırsa Tanrı da ABD’yi savunmayı bırakır” sözü bu anlayışı yansıtan önemli bir örnektir. Hristiyan Siyonistlerin Yahudilerle ilgili bir diğer beklentisi ise Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra’nın yıkılması ve bunların yerine Süleyman Mabedi'nin üçüncü kez yapılmasıdır.2 Bu anlayışa hizmet etmesi için Hristiyan Siyonistler birçok kuruluşun oluşturulmasına destek vermişlerdir.

 

4.      İslam ve Müslüman Düşmanlığı: Hristiyan Siyonistlerin ortak noktalarından bir tanesi de İslam düşmanlığıdır. Bilhassa son bir asırdır Filistin’de yaşananlar, Yahudilere olan destekleri, İsrail’in güvenliğini tehdit eden (başta İran olmak üzere) Müslüman ülkelere olan düşmanlıkları ve İslamofobik tavırları onların bu durumunu açıkça gözler önüne sermektedir. İsrail’in Filistin topraklarını işgal etmesi, Müslümanların başlarına bombalar yağdırması vb. birçok noktada Hristiyan Siyonistler Yahudilere destek vermiş ve Müslümanlara olan düşmanlıklarını izhar etmişlerdir.

Temel görüşleri zikredilen Hristiyan Siyonizmi tarihte her ne kadar ilk olarak İngilizler tarafından meydana getirilen bir akım olsa da günümüzde daha çok Amerika Devleti ve Amerikan Evanjelikleri tarafından savunulmaktadır. Bundan dolayı Hristiyan Siyonizminin İngiltere’de başlayıp ABD’ye taşınması sürecine kısaca değinmek gerekmektedir.

Siyonizm ideolojisi Yahudilerden önce Hristiyanlar arasında ortaya çıkmış ve bilhassa Protestanlar tarafından destek görmüştür. Özellikle Protestanlığın bir kolu olan İngiliz Püritenlerinin çabaları sonucunda Hristiyan Siyonizmi anlayışı meydana gelmiştir. Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulması düşüncesi 16. yüzyıldan itibaren İngiltere’de tartışılmaya başlanmış ve Püriten teologlar tarafından savunulmuştur. Bu düşünce zamanla topluma da yayılmış ve bilhassa 19. yüzyılda İngiltere’nin Filistin’e yönelik politikalarında Hristiyan Siyonizmi etkili olmuştur. Örneğin 1840 yılında İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın yarı resmi yayın organı Globe’da “Yahudilere Saygı” başlıklı makale yayımlanmış; 1841’de İskoçya Kilisesi, İngiliz devlet adamı Lord Palmerston’dan (1830-1865) Yahudilerin topraklarına dönmelerini sağlamasını resmen istemiştir. Buradaki amaçları günümüz Siyonistleri tarafından da sıkça kullanılan “ulusu olmayan toprağa toprağı olmayan ulus” sloganının gereğini yerine getirmektir.

Hristiyan Siyonizminin İngiltere’den ABD’ye taşınması konusunda Avrupa’dan ABD’ye giden Hristiyan vaizlerin önemli çabaları etkili olmuştur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki süreçte 1970’li yıllarda Hristiyan Siyonizmi ABD’de daha etkin bir hale gelmiştir. Hristiyan Siyonizminin sahiplenilmesinde ve savunulmasında Amerikan Evanjelikleri başrol oynamaktadır. Evanjelizm, Protestan Hristiyanlık içinde İncil’in mesajını tüm dünyaya yaymayı, kişisel dönüşümü ve Kutsal Kitap’ın otoritesini temel alan, dünya çapında yaygın bir akımdır. İsa Mesih’in öğretilerini aktarmaya odaklanan bu hareket, özellikle ABD’de güçlü siyasi ve dini etkiye sahiptir ve Hristiyan Siyonizmi ile doğrudan ilişkilendirilmektedir.

Amerikan Evanjelikleri ABD toplumu ve siyaseti üzerinde oldukça etkilidirler. Özellikle televizyon vaizleri, medyanın etkin kullanımı, misyonerlik lobileri ve amaçlarına hizmet eden birçok kurum ve kuruluş ile Evanjelikler faaliyetlerini sürdürmektedir. Evanjeliklerin ABD başkanlık seçimlerinde de belirleyici rol oynadığı bilinen bir gerçektir. Özellikle Ronald Reagan, George W. Bush ve Donald Trump’ın seçilmesinde bu grubun etkisi oldukça fazladır. Yapılan araştırmalar da bu durumu destekler niteliktedir. Örneğin Evanjelik Hristiyanların Trump’a %81 oranında oy verdiği PEW Research Center’ın araştırmalarında ortaya konulmuştur. Ayrıca Ortadoğu konusunda Başkan Trump’a danışmanlık yapan Jared Kushner’in, Siyonist bir Amerikalı Yahudi olması da oldukça dikkat çekicidir. Buna ek olarak Netanyahu’nun eski iletişim direktörü Michael Freund’un 2006 yılında “Hıristiyan Siyonistlere müteşekkiriz. Hoşlansanız da hoşlanmasanız da İsrail ve ABD arasındaki ilişkilerin geleceği Hıristiyanlardan çok Amerikalı Yahudilere dayanmaktadır.” sözleri meselenin arka planını daha anlaşılır kılmaktadır. 

Böylesi önemli bir konuyu sınırlı kelimelerle derinlemesine ele almanın zorluğu malumdur.  Özetleyecek olursak; özellikle 7 Ekim sürecinden itibaren daha açık bir şekilde görülen ABD-İsrail iş birliği, ABD’nin kayıtsız şartsız İsrail’e verdiği destek ve yaşanan gelişmelerin arka planında Amerikan Evanjelikleri tarafından savunulan Hristiyan Siyonizmi ile Yahudi Siyonizminin iş birliği bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle ABD’nin kaderi ile İsrail’in kaderi arasında paralellikler bulunmaktadır. Amerikalıların kıtayı kolonize ederken yerleşme ve yayılmaya dair kullandıkları yöntemler, çok benzerleriyle Yahudi Siyonistler tarafından Filistin’in işgali için kullanılmıştır. Bir bakıma iki anlayışın karşılıklı menfaat ilişkisi olduğu aşikardır. İsrail, ABD’den destek alarak Arz-ı Mev’ud idealini gerçekleştirmeye çalışırken Amerikan Evanjelikleri de İsrail’in Ortadoğu’da ulaşmaya çalıştığı hedefler doğrultusunda kendi hedefini gerçekleştirmeye çalışmakta ve bir bakıma “Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak” ve Hz. İsa’nın gelişini hızlandırmak istemektedirler. Yani dikkatle bakılacak olursa aslında Ortadoğu’da ve bilhassa Filistin’de yaşanan olayların ekonomik, siyasi vb. nedenleri bulunsa da en temelde bir din (İslam-küfür) savaşının olduğu kesinlikle göz ardı edilmemelidir.3

 

1-     "O gün RAB Avram'la (İbrahimle) antlaşma yaparak ona şöyle dedi: “Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan bu toprakları senin soyuna vereceğim”. (Eski Ahit, Tekvin 15: 18-21)

2-     Yahudi tarihinde Birinci Mabed, MÖ 950 yılında Hz. Süleyman tarafından inşa edilmiştir. Bu tapınak, MÖ 586 yılında Babiller tarafından yıkılmıştır. İkinci Mabed, Ezra (Hz. Üzeyr) önderliğinde MÖ 515 yılında inşa edilmiştir. Bu tapınak ise MS 70 yılında Romalılar tarafından yıkılmıştır.

3-     Faydalanılan ve Tavsiye Edilen Kaynaklar: Ömer Faruk Araz, Hristiyan Siyonizmi ve Amerikan Evanjelizmi. Eldar Hasanoğlu, Arz-ı Mevud Anlayışının Protestanlıktaki Yansıması: Hristiyan Siyonizmi. Şener Faruk Bedir, Reformasyon’dan Günümüze Evanjelik Hristiyanlık. H. Şule Albayrak, ABD’de Hristiyan Siyonizmi: Kökeni, İnanç Esasları ve Günümüz Amerikan Siyasetin Etkisi.